20 Aralık 2012 Perşembe

İnternetsiz 8 saat

İnternet faturasını ödemememizden dolayı internet bağlantımız kapandı.Ne yapayım derken bilgisayarıma indirdiğim cms, seo, html v.s dersleri baştan aşağı okudum.İddaa ediyorum 1 hafta internetim olmasın 1 hafta boyunca tüm arşivimi feth ederim.

 İnternet olunca irademe sahip olamıyorum dizi olsun, sitemle ilgilenmek olsun, blogumu düzeltmek olsun uğraşıyorum.

 Bu yazıyı yazarken de arkadaşın VINN bağlantısıyla yazıyorum.Hemen çıkmam gerekiyor.Çünkü malum operatör şirketlerinin sunduğu alternatiflerin bizi tatmin etmesi gerekirken kökümüzü kurutmamıza sebep oluyor.Neyse uzatmadan ben kaçayım.Kalın sağlıcakla.

7 Ekim 2012 Pazar

Nerdesin Ay Yüzlüm?

Dedim bu sefer bir blogta kalıcam, güncel yazılarımı paylaşıcam diye ama yok nafile, yine olmadı.
Yaklaşık 1 aydır yazmıyorum.Açıkcası içimden gelmiyor.Yine ve yine site işleriyle uğraşıyorum.Şimdi nerden aklına estide bu yazıyı yazdın diye sorarsanız.Site işleri bloguma girmemi gerektirdi.

Neyse yine aklıma geldikçe yazmaya devam edeceğim tabi ki.

Şimdilik kalın sağlıcakla.


4 Ekim 2012 Perşembe

Türkiye Suriye Savaşı(!)



Suriye tezkeresi TBMM’den geçti.Bunun karşılığı direk savaş değildir.
Tezkere yabancı ülkelere giriş vizesi gibi bir şeydir.
Irak için her yıl bu tezkere meclisten geçmektedir.Kandil’e giripte Türkiye’nin baş belası PKK’nın liderlerine operasyon yapamayan bir devlet  ve silahlı kuvvetler Suriye tezkeresiyle  Suriye’ye saldırır mı diye korkuyoruz.
Ama kişisel olarak düşüncem  savaş olmayacaktır.

Peki  Akçakale’de Suriye’nin top mermisiyle ölen 5 kişi için ne yapılabilir?
Suriye’de yaklaşık 2 yıldır ölen binlerce masum için ne yapmalı?

Tamam vicdanımızı bir köşeye bırakalım bakalım.
Suriye’de ki masumları düşünmeyelim.
Milliyetçi,yurtseven en kötü ’insan’ olarak düşünürsek, Akçakale’de ölen vatandaşları düşünmemek ne kadar şerefsizce bir yaklaşım olur ama dimi.Tabi 'insan' olarak düşünürsek vicdan olmadan olmayacaktır.

Neyse.


Savaş her halükarda 2 taraf için de zarar verir.Ama neden hala ve hala Esad yavşaklığı sergileniyor.Ya da hükümet düşmanlığı yaparak ister istemez Esad’ın yanında olunuyor.
’’A ha bu direk AKP’li okumaya gerek yok.’’ moduna girmeyin.Direk bizi de hükümet yancısı yapmayın.
Objektif olun.

Bir yer de göstermelikte olsa bir ‘demokrasi’ arayışı için bir gazla yola çıkan halk ve direniş ordusu var.Masum halkı katleden bir Bass rejimine karşı, 'size dokunan yılan da oldu' niye hala susma gereği duyuyorsunuz.

Şimdi de Twitter’da #savaşahayır tagi TT oldu.Yaklaşık 2 yıldır Suriye'de ki savaşa susanlar #savaşahayır tagiyle onlarca tweet attı.

İşte bu tam olarak 'ŞEREFSİZLİK' oluyor.


Uzatıp kafa şişirmeye gerek yok.


Savaş diye bir şey yok en azından şuanlık.Çünkü Suriye rejimi bir daha olmayacak diye söz vermiş falan filan.

Ama ölen 5 masum insan için saygı duruşu değil de aileleri için empati kurmayı unutmayalım.




7 Eylül 2012 Cuma

Counter-Terorist

Üniversite kayıtları için, internet kafede çıktı olaylarını hallederken çocuklar counter-strike oynuyor.
Yaşları maksimum 13.
Ben ilk counter-strike oynadığımda 12 yaşındaydım.
Kürt,Laz,Çerkes hepsini Türk diye bilirdim.
Türk kavramını da böyle ırk diye değil devletin vatandaşı olarak yani.
Baya malmışşım özetle.
Neyse.
İnternet kafede karşılaştığım durum beni ürküttü açıkçası.Çocuklar counter'a ''TÜRK'', teröriste ''KÜRT'' diyorlardı.Bu olay Avrupalı veya Amerikalı çocukların müslümanlar için ''terörist'' demesi gibi bir şey.Hatta daha da kötüsü.
Çocukların size konuşmalarından birkaç kesit paylaşayım:
''Kürtlerin yerindeyim.''
''Sen Kürt(terörist) müsün ? Türk(counter) mü?''
...

Cidden başkası söylese ya da internette okusam inanmazdım.Provakatif amaçla yazmıştır der geçerdim.Taki bu durumla karşılaşana kadar.

Bu çocuklar neye göre böyle itamlara alıştı.Çocukların arasında Kürtte var büyük ihtimal.
Ama gerçekten çok yazık.Tabi çocuk ya ne anlar(benim 12 yaşında ki halim gibi) diye geçeriz ama insan yine de düşünüyor.
Yeri geldiğinde de korkuyor.

2 Eylül 2012 Pazar

PKK hakimiyeti-imiş

PKK yandaşı medyayı ve onlara destek veren özgürlükçü demokratları(!) sadece düşünüyorum.
Şemdinli'de ilçeyi gören hakim tepenin birine PKK kendi bayrağını dikmiş.
Ve
Manşetler ve tweetler.
#Ovv Şemdinli düştü.
#Şemdinli'de PKK hakimiyeti.
#Asker Şemdinli'de PKK'ya yenildi.
ya da
#PKK bitiyor son çırpınışlar.
#PKK köşeye sıkıştı.
#Kaybedeceğini anlayan PKK kıvranıyor.

Her olayda taraflar yıllardır aynı şeyleri söylüyorlar.Dön dolaş aynı hadise yani.

Bayrak konusuna geri dönersek.
O bayrak kaç dk? kaç saat? kaç gün? durabildi.Durması önemli değil desek de, bayrak dikmek, yol kesmek, haraç toplamak, tehdit etmek çok mu zor?

Niye bunlar, bu kadar gündem de kalabiliyor.Şehir merkezlerin de ki mitinglerinde kendi bayraklarını çıkarabilen, bunlara izin verilebilen bu özgür(!) ortamda böyle olaylar nasıl etki bırakabiliyor.

Kesinlikle heyecan yapmanın bir anlamı yok.Dünyanın hiç bir yerinde zor değil bu şeyler.En azından gözlemlerim böyle.

PKK Şemdinli'ye kendi bayrağını dikti:
Sonra Asker Şemdinli'ye bayrak dikti :

30 Ağustos 2012 Perşembe

Bu Bayram Halkın mı yoksa Liderin mi Zaferi?


30 Ağustos 
Zafer Bayramınızı kutlarım.
Hızla ve hınçla konuya giriyorum.
Ne yaptınız sanki bugün, klavye başında vatansever olmaktan başka.
Kaçımız biliyor bugün ne oldu da Zafer Bayramı dendi.
Açıkçası beni Zafer ve Düşmanların ülkeden def edilmesi ilgilendiriyor.
Şimdi niye mi böyle diyorum?
Cumhuriyeti kuran, ülke de düşmana karşı savaşan; kim olursa olsun takdir etmek gerekiyor.
Cumhuriyetçiler İslamcıların emperyalist ülkelere karşı savaşmadığını söyler.
İslamcılar da Cumhuriyeti beğenmez.
Beğenmediğinden dolayı Atatürk'e çamur atıyorlar yada eleştiriyorlar.Onu ben bilemem.
Peki ''Cumhuriyetçiler neden İslamcıları sevmez.''
Osmanlıdan ötürü.Bu kadar.
Bir de yapılan inkılaplara karşı ayaklanmalar yarattığı için yada direk gerikafalı(!) olduklarını düşündükleri için.
bla bla bla diye de gidebilir tabi.Neden mi yok sanki?

Resmi bayramları Cumhuriyetçiler sabırsızlıkla mı bekliyor peki?
Gelse de bir Zafer Bayramı Atatürk'ü ansak.
Savaş belgesellerini izlesek.
Bayrakları çıkarsak.
Nutuk kitabını alıp ta okusak.
Ya da Anıtkabir'e ziyarete gitsek.
Pehhh..

Yapılan aslında kısa ve öz:
Evde tatilin tadını çıkarmak.

Hep konuşurlar ama böyle olur.

***

En önem verdiğim resmi bayramdır benim Zafer Bayramı.
Zafer Bayramı tüm düşmanın ülkeden def edilmesidir benim için.
Hepsinin anasıdır.

Bir de sadece Kafkasya ve Çanakkale cephesi mi vardı bizde?
Yoksa bu da mı -sadece lider- uğruna bu hale geldi.
Hicaz cephesi, Filistin cephesi, Irak cephesi, Avrupada ki cepheler..
Buraları tarih kitapları kısa ve sadece Atatürk'ün orada ki olaylarıyla anlatıyor.
Ben bunu istemiyorum işte.

Atatürk mükemmel bir asker bana göre.Kıvrak zekası dehşet verici.
Trablusgarp olayı beni çok etkilemiştir mesela.
Ama ben Atatürk'ün yaptığı savaşları ve kahramanlıkları bildiğim kadar bir Kazım Karabekir'i, Filistin cephesi komutanı Cemal Paşa'yı, bunları da bilip onları da yad etmek isterim.
Tüm yurttaşlar olarak bunu isterim.
Devletin bunu yapmasını da beklerim.

Bu -sadece lider- saçmalığını günümüze uyarlarsak.
Bir 'Adalet ve Kalkınma Partisi' diye bir parti var.
Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan.
320 küsür milletvekili var.21 tane de bakanlık.Ama övgüsünden yergisine kadar her şey Erdoğan'a.

-Liderlerin egemeliğinde bir topluluk- olmamasını herkes ister belki; ama mecburuz herhalde.
Taaa.. Osmanlıdan.
Ne Osmanlısı eski Türk Devletlerinden bu zamana kadar çark hep böyle dönmüş.

İşte anlatmak istediğim bu.
30 Ağustos Zafer Bayramı ''Halkın mı yoksa Liderin mi Zaferi?''

28 Ağustos 2012 Salı

İstekler ve Sonuçları

Beklentiler ve sonuçları hakkında bir ağlayış sergilemek istemiştim.Kendi yazdığımdan ibret aldım.Yazıya aşağıdaki metinle başladım ve bitirdim.Kısa ve öz oldu.İbrette tam anlamıyla alındı.

Hiç bir şey beklendiği gibi gitmez.

Hep bir şeyler isteriz.Şuraya gideceğiz sonra ordan bunu alacağız sonra böyle yapacağız sonra sonra sonra... Ama olmaz.Olanları da es geçeriz.

Hep böyle olmadı mı sizde de?

Mehmet Ali Birand Son Darbe: 28 ŞUBAT Belgeseli



SON DARBE : 28 ŞUBAT Belgeseli (M.A.BİRAND) Gerçekten Birand mükemmel anlatmış.Ben TV'de ilk 3 bölümü kaçırmıştım ama youtube sağolsun.Her bölümü tek parça olarak izledim Her link tek bölüm.Hani ''Bunu niye koydun, sanki bulamıyoruz.'' diyenler olabilir.
Onlar hep var olsunlar.

Bölüm 1: http://bit.ly/28subat1
Bölüm 2: http://bit.ly/28subat2
Bölüm 3: http://bit.ly/28subat3
Bölüm 4: http://bit.ly/28subat4
Bölüm 5: http://bit.ly/28subat5
Bölüm 6: http://bit.ly/QQlw6l
Bölüm 7: http://bit.ly/RIqa7R
Bölüm 8: http://bit.ly/RIqjZ1
Bölüm 9: http://bit.ly/QQlPOs
Bölüm 10: http://bit.ly/OaNtUd
Bölüm 11: http://bit.ly/TrRrK7
Bölüm 12: http://bit.ly/OftbvF

Bildiğin Gibi Değil: 90'larda Güneydoğuda Çocuk Olmak

90'larda Güneydoğu'da Çocuk Olmak
(Kısaca kitap analizi)
 Kitabın Kapağı

Ben bu kitabı okumak isteyenler için bir farklılık oluşturdum.Kabataslak basit bir şekilde:

Ülkücü biri bu kitabı eline alır okursa tabuları yıkılmaz ama tabularda oynama olabilir.

Demokrat ve özgürlükçüler okursa etkilenmesi ve oradaki olayları kavramasıyla bakış açısı değişebilir.

BDP ve PKK yanlısı yada sempatizanı bu kitabı okursa direk dağa çıkar, NET!

NOT: Beyni yıkanmış adam okursa bu kitabı boş sayfaya bakmak gibi hiç gelir.

Ama şu da bir gerçek ki kitapta röportaj yapılan kişiler hep aynı zihniyette.Hizbullah'ı sürekli yeren, PKK sempatizanları.Kesinlikle direk yafta koymak istemezdim ama durum bu.

Çok büyük mantık hataları yakalarsınız zaten ama direk hatırlamıyorum açıkcası.Okumanızı tavsiye ederim.Çünkü orada olan olayları biz metropolde yaşayanlar olarak TV yoluyla biliyoruz.

Kitapta evler basılıp işkenceler yapılıyordu sivillere.Sokakta analar babalar öldürülüyor.Birde şu gerçek var ki PKK ve PKK'lıların sivil evlerden eylemlere geçtikleri oluyor.Sivil insanları kendilerine siper ediyorlar.Askerin şuan(2012) itibariyle direk sivil adreslere saldırma durumu kalmadı.Ama 90'lar dönemi çok sert geçen olaylar akabinde kötü sonuçlar doğurmuş.Askerler sert müdehaleler yapmış.Birde şöyle düşünün sürekli silah arkadaşlarınız ölüyor.Oradaki bazı halktan kişiler de PKK'ya destek veriyor.Onları evinde saklıyor.''Siz bilinçli hareket edebilir miydiniz sanki?'' demeyeceğim ama hiçbir olayı tek taraflı değerlendirmemek gerekiyor.Asker insanları katletmiş bunun lami cimi olmaz, özürler dilenmeli, faili meçhuller için uygulamaya geçilmeli ama, dediğim gibi bunları isterken PKK'nın yaptıkları görmezden gelinmemeli.

Askeri savunuyor gibi görünüyor olabilirim ama empati kurmak ve o zaman ki dönemin durumuyla yorumlamak hepimiz için daha mantıklı olacaktır.Ek olarak da yeni milliyetçi kürt nesil yetişmesinde 90'larda ki bu olaylar ve 80'lerde Diyarbakır Cezaevi olayları büyük etken diye düşünüyorum.

(BDP ve PKK yanlısı yada sempatizanı bu kitabı okursa direk dağa çıkar, NET! dememin sebebi kitapta müthiş derecede PKK sempatizanlığının olduğu ve Kürtlere yapılan işkencelerden etkilenilmesidir.)

26 Ağustos 2012 Pazar

Boş ta ne boş?

Boş ta ne boş? Hayatın anlamsızlaştığını düşünmek.Anlamsız hayatın anlamını aramak.

Üniversite okumak isteyen adam için,üniversite bitişiyle belli olur;boş insan statüsüsü.

Peki ben niye boş yaşadığımı düşünüyorum.Kendi kendimi göt etmek istiyorum hemen.

 Zorlu bir sınav maratonu demicem çünkü o kalıp yanlış.Zorlu bir vicdan muhasebesi olacak o.İşte o muhasebe,1 sene belki de 1.5 sene sürdü.Yaz-kış,efkar-sevinç her yerde sağ-sol meleklerimiz gibi yada peşimizi bırakmayan şeytanımız gibi gölgemiz oldu.Düşünsene toplanmışsın eskisi gibi 8-9 kişi gülüyorsun falan ama yok köşeye geçince vicdanınla baş başasın.Bir konu oluyor efkarın doruklarındasın ama diyorsun ki ”Şu sınavlar bitsin,üniversiteye bir gidim o zaman görecek o” yada ”o zaman ben yapacağımı biliyorum.” Uzatmayacağım çünkü öyle geçti bu vakit.

 Şimdi yaz.Sıcak kavurucu.Mal mal dükkana gidiyorum sabahtan açıyorum dükkanı.Çok sıkılmıyorum da.Yalan olmasın.Arap,İngiliz,Rus,Alman her türlü insan.Makara kukara.Bu faslın beni doyurması gerekiyor ama ben hala üniversite tercihler,sonuçlar v.s olmadan boş insan olduğumu düşünüyorum.Çünkü öyle psikolojik bir sene geçirmişşim ki kafama boş insan modunu takmassam vicdanım çok tembelleşecek.Öyle düşünüyorum.Vicdanımı bir de farklı konularla meşgul etme gereksinimi duydum herhalde.Muhabbetlerimiz değişti kısa sürede.1 ayda konuştuğumuz konular öyle bir değişti ki dağın eteklerindeyken zirvesinin hayallerini konuşarak or...u ettik.Zirveleri düşünen boş adam olmaz herhalde diyede içimden geçirmiyor değilim.

Velhasılkelam,zirveye bir gün çıkarsak o or...u bir daha masamıza gelirmi ki?

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Kemal Kılıçdaroğlu Nasıl Bir Çelişkidir.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''Ya Esad silahları kimyasallar dahil PKK'ya verirse'' demiyor da ''Suriyeli muhaliflere verilen silahlar ya PKK'nın eline geçerse'' diyor.

 Sizce bu nasıl bir mantık.Ben hala Kılıçdaroğlu'nun Baas rejimini desteklemesinde ki amacı anlamış değilim.Sadece iktidara karşı gelmek hani 'muhalefet' yapmak için katliam yapan bir yönetim desteklenmez ki.Ayrıca CHP'nin 'muhalefet'i niye böyle saçma sapan konularda boy göstermeye başlar.


 Şüphesiz, Deniz Baykal Kılıçdaroğlu'na göre daha kaliteli ve kararlı bir adammış.Baykal sadece CHP'nin fikirleriyle oy peşine koşuyordu.Ama Kılıçdaroğlu:

 Çatışmalar haddinden fazla iken PKK medyasına uyarak ''Şemdinli'de neler oluyor? Oraya gideceğiz.'' diyen Alevi derneklerine cemevi konusunda açık destek veren oradan gidip tarikatlarla görüşen sonra oraya-buraya-şuraya her yere çekirge gibi zıplayan ama klasiği unutan(çekirge bir zıplar,iki zıplar,üçüncü de...) ne yaptığını bilmeyen bir tavır içerisinde CHP Genel Başkanlığı görevini yapıyor. CHP'yi sevmeyen birey olarak mutluyum.Ama böyle bir genel başkan atamızın partisine(!) de yakışmıyor kanaatindeyim.

Tekrar Blogspot'tayım.

Ocak 2012'de bu adresi almadan önce ortadaydım açıkcası.Blogspot'u açtım.Sonra hemen sıkılıp tumblr'a geçtim.Orda uzun süre takıldım(7-8 ay) ve hala da tumblr'da kayıt yazıyorum.Daldan dala derken bir de devletbaytari.com domain adresini alıp siyasi forum sitesi kurdum.1 hafta sonra ondan da sıkıldım.Çünkü eskiden olduğu gibi artık tüm vaktimi siteyi doldurmakla harcayamıyordum.Vaktime acıyordum açıkcası.
Sonra blog tarzı ile kamufle etmeye çalıştım.'CIK' yine olmadı.
Ben direk yüzlerce tekil ziyaretçi bekliyorum siteye.Artık böyle şeylerden de para kazanılmıyor.Bunu idrak edebiliyorum.
Neyse sonra dedim ki devletbaytari'ni kişisel blog adresine çevireyim.Sonra o da olmadı siyasi belgesel sitesine çevireyim dedim.Yok olmuyor.
İşte bu iğrenç hikaye beni 9 ay sonra blogspot'a gelmeme neden oldu.Çok hayalperest değilim bu düşünceleri geçin.Ama çok 'lale'yim bunun farkındayım.

9 Ocak 2012 Pazartesi

Twitter beyinsiz_adam


Saat 00.58 ve ben beyinsiz_adam 'ın tüm twitlerini baştan aşağı okudum.Bu saatte bile olsa sesli sesli güldüm.Sizlerede tavsiyemdir.Follow'layın lavuğu.Orjinal tweetleri var ve bunlardan bazıları:
*Türkiye ne Türklerin ne de Kürtlerindir. Türkiye Atatürk'ündür. Bize emanet edip gitti sadece. Kimse sahiplenmeye kalkmasın. 6 Ekim
*Sigarayı bırakırsan, koşarken nefes nefese kalmazsın diyorlar. Koşmayı bırakmak daha mantıklı geliyor. 4 Ekim
*Abim ilkokul mezunu. İnternet ortamlarında kendisine liseli denince içten içe gurur duyuyor. 28 Eylül
*Sn Rahmi Koç, yıllar önce kovduğunuz fakir ama gururlu bir genç vardı. İşte o benim. Hala fakirim ama artık gurur yapmıyorum. İş var mı? 25 Eylül
*Online dövüş oyununda bir İsrailli'ye yenilince "Siz adam öldürmeyi çok iyi bilirsiniz" deyip çıktım. 24 Eylül
*Devleti Osman Gazi değil de oğlu kursaydı Orhanlı İmparatorluğu olacaktı ve ismi yüzünden kimse ciddiye almayacaktı. Orhanlı. Köy ismi gibi. 23 Eylül
*AVM'lerde mescit olacaksa kilise ve havra da olmalı. Hatta ateistler için de ibadethane olmalı. Boş bir oda mesela. 21 Eylül
*2000 doğumlulara şaşırıyoruz da, peki ya 1910'lular? Aramızda var bunlardan, isim verip rencide etmiycem ama varlar ve hala yaşıyorlar. 17 Eylül
*Bankaları, tersaneleri yabancıya satan iktidar şimdi de Arap ülkelerine Laikliği satıyor. O da elimizden gidecek yani. Uyumaya devam. 15 Eylül
*Atatürk'ün özlü sözlerinin çoğunlukla 140 karakterden az olması basit bir tesadüf mü, yoksa ileriyi mi görebilmek. 13 Eylül
*Sabah ola hayrola demiş atalarımız. Çalışmam gerekiğinde aklıma hep bu geliyor, direk uyuyorum. Atalarımız yüzünden pek çok işten kovuldum. 13 Eylül
*Hayatında hiç İnkılap yapamamış, hiç Cumhuriyet kuramamış insanların Atatürk'ü eleştirmesi komik. Kurun bir cumhuriyet sizinkini de görelim. 7 Ağustos
*Biz İsa Peygamberin hayatını anlatan filmler yayınlıyoruz, peki Hristiyan ülkeler niye Çağrı'yı yayınlamıyor? İşte siz busunuz. Yazık. 5 Ağustos
*Kızılderililer aslında Türk'tür. İtalyanlar ve İrlandalılar da öyle. Çünkü ilk insan bir Türk. Siz Adem isminde İngiliz gördünüz mü? 30 Haziran
*Kaddafi, Mübarek, Bin Ali... Sıra sana geliyor Kraliçe Elizabeth. Onurlu davran ve in şu tahttan. 1 Temmuz
*Aslında Kürtleri çok başarılı buluyorum. Olmayan bir dille bu kadar kitap, şarkı yazdılarsa demek ki bir de dilleri olsa neler yaparlardı. 28 Mayıs

8 Ocak 2012 Pazar

Bazılarına Göre Apaçi Şarkısı

Hani bazı olaylara karşı sarf ettiğimiz cümleler vardır.''Olum bu ne lan,apaçi şarkısı'' yada ''bu ne be kardeşim kıro musun?'' v.s şeklinde.İşte bu ne be -kardeşim- diyen,bu ağızda ki bir adam kıro musun? diyor.Çelişki büyük.Velhasıl;
O tabirlere sebep olan şarkıları,aslında kişinin psikolojisi gereği dinleyesi varsa dinler.Bunu bilmemiz gerekiyor.O an ona apaçi şarkısıymış,şuymuş,buymuş fark etmez.Popüler şarkı edasıyla dinler(!).Zaten o ''popüler yada ünlü'' şarkıları dinleyip o klişe lafları söyleyenler en büyük klişeleri yapan popülerleri takip edenlerdir.Cümle karmaşık oldu ama kusura bakmayın gecenin 3'ünde sadeleştiremeyeceğim.Konuyu çok çok uzattım.Bu şarkıyı dinlerken aklıma geldi bu yazıyı paylaşmak istedim.(09ersoy)

5 Ocak 2012 Perşembe

İnsanoğlundan Bir Kesit ''yavşak mod''

7 milyar insan üzerinde,bu insanlar ister başbakan ister diktatör isterse de çok zengin elit kesimden olsun fark etmez.
İlla ki ''yavşak moda'' girdiği insan veya insanlar vardır.

Öyle bir şey ki bu mod,insanların birbirlerine gülmesine ama aslında sadece moda girip anı kurtarmaya çalışmasıdır.

Adam sırf eğlendirmek veya karşısındakinin gönlünü hoş tutmak için başkalarının kalbini kırmak dahil elinden gelen her şeyi sunmaktadır.

Tabi moda gireceği insana göre bu sunumlar değişebilir.
''Ben yapmıyorum.'' demeyin,yapmayan insan emin olun yok.Klasiklerden olacak ama insanoğlu bencil bir varlık,o kadar bencil ki biri için birini hiç yoktan harcayabiliyor.

Günümüzde bu daha çok twitter,facebook gibi paylaşım siteleri üzerinden yapılıyor.
O beğensin diye bir paylaşım, o beğensin diye akla-karayı seçmek daha neler neler...

Keşke başkaları için ''yavşak moda'' girmesek diyorum ama insanız fıtratımız belli.Yapmamak gibi bir ihtimal görünmüyor herhalde,fakat farkında olmak,en azından bundan sonra bize büyük katkılar sağlayacaktır.

''Özet geçseydin be kardeşim'' detirteceğim ama yazıya bir sözle nokta koymak istiyorum.

Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa; ama gülebilmek için birini ağlatma ve çıkarların için hiçkimseyi satma. Honore De Balzac



4 Ocak 2012 Çarşamba

Farklı Açılardan Uludere

#uludere olayı
''29 Aralık Perşembe günü meydana gelen TSK'nın Şırnak Uludere'de sınırdan ülkemize giren ve kaçakçılık yapan yerli halkın terörist sanılıp F-16 ile bombalanıp 35 köylünün ölmesi olayıdır.''
 TSK'nın Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bu şekilde olayları geçmişte de bir hayli fazlaydı.Fakat o dönemlerin geçmişte kaldığını düşünüyorum.Bu olay büyük affedilemez bir askeri hataydı.Fakat nasıl bir hata?
-Bir durama göre: Köylülüler tek geçim kaynağı olan kaçakçılığı askerin bilgisi dahilinde yapıyormuş.Askerin PKK 'ya karşı yapacağı operasyonlar da köylü bilgilendirilip köylülerin kaçakçılık yapmaması gerektiği bildirilirmiş.Peki bu sefer neden kaçakçılık yapan köylüler terörist sanılıp öldürüldü?Amaç orada ki kaçakçılığı bitirmek miydi?
-Bir duruma göre de köylüler İHA 'lar tarafından terörist sanılıp direk bombalama yapıldı.Çünkü PKK 'nın Hantepe,Dağlıca ve Aktütün saldırılarında katırlarla ağır silahların taşınıldığı da İHA'lar tarafından görüntülenmişti.
Şimdi gelelim benim yorumuma:
1. durum olarak şu dönemde askerin artık eski 90'lar kafasıyla hareket etmediği (en büyük kanıtı 24 askerin şehid edilmesi olayında halka baskı ve zulüme geri dönmemesinde saklı) ve daha sivil olduğu görünmektedir.Kaçakçılığı bitirmek için böyle bir olay yapılması bana saçma geliyor.Herkesin de bildiği gibi oradaki halkın başka geçim kaynağı olmadığı için buna mecbur.Devlette halkını geçindirmek zorunda olduğu için yıllardır olduğu gibi buna itiraz etmiyor,edemiyor.Edememesinin sebebi de halkın ekmek parasını kazanacak alanların sınırlı olması.
2. durum da ise TSK'da ki İHA 'ların mükemmel çözünürlük kalitesi olduğu ve termal kameralarla bu insanların terörist olup-olmadığını anlayabilecek teknolojiye sahip olduğu biliniyor.Kullanamadılar mı acaba? yada baskın olacak istihbaratı ile aniden mi bombalama oldu.Bunları tam olarak bilemeyeceğiz.Ama askerin yada hükümetin bunları açıklaması gerekiyor.Ama asker affedilmeyecek büyüklükte bir hataya sebep oldu.
Çünkü gelişen ve değişen denilen Türkiye'de bunların hala olması ve 35 insanın ölümü üzerine kimsenin özür dilememesi bunu daha da körükler.Hata olduğunu kabul eden de siz,özür dilemeyen de siz.35 kişinin cenazelerinde olmayan devlet ve asker,cenazeleri BDP 'lilerin kucağına bırakıp onların propaganda yapmasına o tabutlara PKK 'nn simgeleri,renkleri ve bayraklarını örtmesine sebep oldu.Sonrada Kürt açılımı deyin.
Be kardeşim sen ilk önce böyle şeylerin olmasını engele sonra açılıma başla yada açılıma burdan başla.Anladık Kürtlere bazı haklar veriyorsunuz ama sen ilk önce PKK 'nın propagandasını yaptırma git devlet olarak cenazeleri kaldır sonra atağa kalk !
Asker büyük bir hata yaptı,ama devlet özür dileyip bu hatanın sonuçlarını hafifletebilir.Samimiyetine inanıyorum ama devlet olarak ÖZÜR DİLE Erdoğan !


Neden blog?

Bir arkadaşımın blog sitesi açıp her pazar haftanın kendince yoklamasını alıp deneme şeklinde yazması ve benim sürekli okumamla gelen gaz beni blog site açmaya itti. Ben tabi her hafta yazma gibi bir zorunlulukta işimi yürütemeyeceğimi bildiğim için, haliyle ne zaman kayıt gireceğim belli olmuyor. Twitter'da 140 karaktere sığmayan yazılar için bu siteyi açtım ve sürdürüyorum da diyebilirim.

Buradaki yazıları bazı blog yazarları gibi google'a göre değil, kendi takıldıklarımı ve güncel bazı olayları yorumlamaya çalışıyorum. Bunların konusu siyasette oluyor, genel serzenişlerde.

Aslında bloglara çok uzakta sayılmam. Yaklaşık 2008 yılından beri çeşitli web siteleri kurdum ve idare ediyordum. Ama şıp sevdiğimden dolayı bunlardan kolay koptum.

Yazıları yazış şeklime gelecek olursak, yazarken çok ciddi bir üslubum olduğunu söyleyemem. Yazı yazmanın gerçekten bir yetenek ve lütuf olduğunu düşünüyorum. Bunun için de bu konuda iddaalı değilim, şimdiden söyleyeyim.

Yazıları bir başka göz olmadığı için de imla hatalarım olabilir, mazur görün.

Kendi kendime eğlenmemek dileğiyle..