26 Nisan 2013 Cuma

'Sen Bilmesende'

Önceden yazdığım bir şiirdi, küçük düzenlemeler yaptım.Pek şiir yazma eğilimde değilim ama ara sıra içimden geliyor, yazmaya çalışıyorum.


Sen Bilmesende
Sanırsın ki kolayca bitecek bu durum
Unuttun karşındakini, belki de hiç tanımadın.

Hatırlamadın sen ama, o hiç unutmadı.
Aşığım dedi, başlamadan bitti.
Yalan olduğunu düşünmüş olabilirsin, bunu o hak etmedi.
Aldanmayı düşünmeden sustu ve gitti.
Teşbih gibi oldu ona, Allah'ın sopası mı var?
Takıldı kaldı sana, geçse de aylar yıllar.
Izdıraplı günlerinden kurtulmak mı?
Riyakarlık mı bu, yoksa aşk mı?
                                                   A.K

 
Ağzı olan konuşur ve Hani objektif bakıyorduk

25 Nisan 2013 Perşembe

Ağzı olan konuşur

Cümleten selamlar.

Dün arkadaşlarla oturuyorduk.Sohbet muhabbet derken, herkesin ergenliğinde yaşadığı apaçiliklerden konuştuk.O an aklıma geldi ki kendi kendime eğlendiğim bir sitem vardı benim.

Eve gelir gelmez girdim oraya, bir baktım ki bazı sözler paylaşmışşım.Hepsi de bana ait.Benim lise zamanımı özetlercesine hatıralar.
İşin kötüsü geçen seneye kadar yazıyordum bu sözleri.Ama yine de tüm sözlerimin arkadasındayım.

Sözlerin tarihi sırası yok.Karışık yani.Buyrun sizi o müthiş sözlerimle baş başa bırakayım :)
Alışılmışlıklarımızdan kurtulduğumuz gün; benliğimize döndüğümüz gündür.
Ermeni katliamı oldu dediniz hep beraber yürüdünüz de, Hocalı katliamı oldu romatizmanız mı azdı? (Sözüm kendilerini ırkçı görmeyen,diğer herkesi ırkçı gören,insancıl özgürlükçülere(!))
Tutunacak dalı geçin, tutunacak ağaç bulmuşşuz kendimize, hala çırpınış ve ağlayışlarımız hız kesmiyor.
Batının köpeği olacağıma, halkımın köpeği olur;ölürüm daha iyi. (Kuzey Kore'ye itafen.)
Duvardaki bir nokta için duvarı boyuyoruz.Sonra da akan boyayı dert ediyoruz
Acaba kaç insan ‘ismi’ olmadığı için kayboldu. (Her şey isme,tanınmışlığa bakıyor bu dünyada.Sırf popüler olamadığı için kaç kişinin şarkılarına ”boktan” denildi.Yada kaç kişinin fikirleri bir frikik kadar duyuldu.)
Yadırganacak bir şey yapıpta onu söyleyebilen kişi; rahattır, marjinaldir, cesurdur.
Ne kadar çaresiz kalırsan, o kadar mutluluğun anlamını öğrenirsin. 
Hayat, sürprizlerle dolu ama, keşke sürpriz yumurta gibi olsa; her defasında azıcıkta olsa mutlu olsak.
Bir baktım çevreme; herkese acıyorum yaşlısından gencine.
Zamanın nasıl geçtiğini, illa ki zamanı gelince öğreneceksin.
Gece; kötüdür, acıdır, kederdir.Gece; inançtır, istisnadır.İnsan seçer.Ya gündüz? Sadece herkestir.
Ne bekliyorsun sen? Sadece sen haklı olamazsın.Onun da bir nedeni vardır.Ama sadece bir nedeni.
Ne için yaşıyorsun? Kim için, kimler için? Hayatın kimin ya da kimlerin elinde? Bir düşün.
Ne din ne kardeşlik ne de başka bir şey tanır; çıkar ilişkisi. (Babamdan esinlendim.)
‘Sadece’ diye başlayacağın cümleyi söyleyebilmek bile önemli.
Keşke telefon olmasaydı.Ne ben, ben olmaktan çıkardım.Ne de sen, saçmalamazdın. 
Gizli iş yapmayacaksın, direk söyleyeceksin, anlatacaksın meramını.Dertsiz başa dert vereceksin yeri geldiğinde.Emin ol bunu hak eden çok insan var.
 
Hani objektif bakıyorduk? ve Kim bu faşist?

22 Nisan 2013 Pazartesi

Hani objektif bakıyorduk?

Barış sürecini savunanlar olarak vatan haini miyiz biz abi?

Barış sürecine destek vermek hükümetçi olmak değildir.Bu sürece destek vermek PKK'nın isteğine yanıt vermekte değildir. 

PKK sizce yıllardır Kürt halkının varlığı için mi savaşıyordu sanki? Hayır.
Kendi halkım dediği Kürtleri bile öldüren bir örgütün kağıt üstünde ki amacı bu olabilir ama 30 yıldır buna göre hareket ettiği söylenemez. 

Bu süreci AKP hükümetinin üstlenmesi diye bir şeyde yok.Yediremiyor olabiliriz.AKP bu süreçten alnının akıyla çıkar ve silahlar susarsa, Türkiye'nin önünde ki en büyük sorun ortadan kalkacak.Bu AKP hükümetine illaki fayda sağlayacaktır.Ama bu konuda o yapamadığımız şeylerden biri olan 'objektif' bakma mevzusunu bir gözden geçirelim. 

Bu sürece muhalefet partileri olan MHP, CHP ve diğer partilerin katılmasını kim engelliyor? 

MHP kendi prensipleri ve siyasetine göre sürece destek vermiyor olabilir.Ama yine klasiklerden birini yapıştıracağım hazır olun, ''Milletvekili çocuğu şehit olmuyor, Doğu'ya gönderilmiyor tabi.'' Bu AKP milletvekillerinin çocukları içinde geçerli, CHP'liler için de. 

MHP Türkçüyüm, Turancıyım, vatan benim en büyük sevdam, teröristlerle görüşme olmaz diyor.Bu söylemlerden sonra da düşünmüyor değilim.Bende vatansever bir Türk çocuğuyum.Ben bu süreci destekleyerek kendime ve bu topraklara ihanet mi ediyorum yani? Tabi ki de hayır abi.

Siyasi partilerin kendi menfaatleri için benliğimden taviz verecek değilim ki sürece destek verenlerde böyle şeylere takılmasın.

Neyse gelelim CHP'ye. 

Yav gelmesek mi ne yapsak arkadaş.CHP hakkında yorum bile yapmak istemiyorum.Çokta milletin şeyinde sanki bu durum ama yardırayım en iyisi.

Kılıçdaroğlu CHP'de değişime öncülük etti.Katı CHP'den tavizler verdi.Birçok değişime destek verdi.Ama bu sürece neden destek vermiyor, onu anlayamıyorum. Değiştik denilen bir partinin meclisteki asıl katı tabanı mı izin vermiyor, yoksa CHP süreç başarılı olursa AKP bundan fayda sağlayacak korkusu mu yaşıyor? Açıkçası değişen CHP'ye bu tavır yakışmıyor.Yada değişmiş görünen CHP'ye.

CHP AKP'ye terörist lideriyle görüşmeyin diyor da kendi -bir yazarın dediği gibi- binlerce insanı katleden Esad'ı ziyaret ediyor, öldürme işi nasıl gidiyor dercesine. 

Muhalefet partilerini anlatırız da hükümet anlatılmaz mı, anlatılır tabi.

Hükümet önceden de söylediğim gibi süreci başarısızlıkla kaparsa, tabanında oy kaybetmek bir yana taban dışında olan ve sürece destek veren kâh 'insanlar ölmesin, analar ağlamasın' diyerek destek verenleri kâh ta bu sürece hazmedemeyip de mecburen teröristlerle diyaloga göz yuman, sırf 'Silahlar sussun, şu topraklarda barış içinde yaşayalım' diye destek verenleri(milliyetçileri) yüzüstü bırakacak.

Hükümet, bu süreç dışında yaptığı son 'T.C. ibarelerini devlet dairelerinden kaldırma' işini niye yapıyor? Hemde şu süreçte çok mu mantıklı sizce.He zaten T.C. ibaresinin kaldırmasında zaten mantık yok ama böyle salak-saçma işler neden yapıyor anlayamıyorum.Halkın milliyetçiliğini sorgulamak ne hadlerine ki dimi.

Birde bu sürece sadece kendi fikrini düşünerek yorum yapan insanlar var.Bunları genel olarak sosyal medyada görüyoruz.Oturuyor bilgisayarın başına(benim gibi) işte şöyle vatanseverim, böyle milliyetçiyim falan da filan da.
Benim Doğu'da bir asker tanıdığım yok.Ölüm korkusunu yakinen yaşayan biri değilim.Ama ben oralarda oğlu, kardeşi, babası neyse artık asker olan evlerinde korkuyla bekleyen aileleri de düşünüyorum.Şehit verince hep 'Vatan Sağolsun!' dedik.İyi güzel vatan sağolsun da insanlarda ölmesin.Bu insanlarda ki milliyetçilik midir nedir bilemem ama tamamen bencillik olarak görüyorum. 


Şimdi diğer yazılarda 'Hem barış sürecine destek verip hemde nasıl PKK'ya ve Öcalan'a terörist dersin.' diye mail ve yorumlar geldi.Bu konuyu şöyle özetleyeceğim.

PKK terörist bir örgüt, kim ne derse desin.İngiltere kendi sorunu olan IRA'yı bitirdikten sonra veya o bitirme sürecindeki anlaşmalar sırasında IRA'ya terörist diyen halk, bir anda terörist dememeye mi başladı? 

Barış olsun olmasın, benim için onlarca askerimizi şehit eden, kendi halkım dediği kişileri katleden, bebekleri öldüren örgüt teröristtir.

Yazıyı toparlarsam.
İnsanlar taraftarı olduğu siyasi partilerin gözünden bakmasınlar bu olaya.Siyasetin gerçekten vahşi doğa koşullarından beter bir durumu var. 

Hükümeti yine destekleme, yine küfür et.Siyasi partilerin ne kadar sahtekar olduğunu konuşmaya gerek yok ama siyaset olmadan da böyle sorunların ortadan kalkacağı yok.Bu sürece destek verince milliyetçiliğimizden taviz vermiyoruz.Nitekim destek vererek bu topraklardaki barışa destek olmak, ülke olarak gelişim ve kalkınmaya faydalı olacaktır.Vallahi kusura bakmayın, hükümet ağzından konuştum şuan ama hangi parti olursa olsun hepsinin doğrularını alın.Ben öyle yapıyorum.

Kalın sağlıcakla, objektif bakışlarla.


 
Kim Bu Faşist? ve Ağlak Mod

14 Nisan 2013 Pazar

Ağlak Mod


Ne istiyoruz arkadaş biz!

Sorumluluk mu? 


Boşluk mu?


Değişim mi? 


Yoksa hepsi boş laf mı?








Ne zaman bir sorumluluk altına girsek direk ağlak moda bürünüyoruz.Boş gezenin boş kalfası olmak hoşumuza gidiyor olsa gerek.Boş gezince de sorumluluk istiyoruz.Bu terste gerçekten bir iş yoksa 'insanoğlu nankör' der bu konuyu başlamadan bitirebiliriz.


Ama.


Neden bu ikilemde gezindiğimiz, neye ve niye değişimi istediğimizde önemli.


Siz düşüne durun ben sorumluluğumu yerine getirmekle uğraşayım.Ben çok düşündüm.Giriş ve gelişme bölümlerini geçsem de sonuç bölümüne hala ulaşamadım.


Kalın sağlıcakla, sonuçsuzca.


 
Günlerden bi gün ve Bağlanmayacaksın işte 

Bağlanmayacaksın işte

Benim için anlamı olan bir şiiri paylaşmak istiyorum.Bilmemenizin ihtimali yok gibi ama en azından tekrar okuyun.

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…


Can Yücel