4 Mart 2013 Pazartesi

Görmeden İnanmam



''Görmeden İnanmam.''
Gör-me-den İ-nan-mam = 6 heceden oluşmuş.2 kelimeli bir cümle.

Yaşantımızda sürekli duyduğumuz cümlelerden biri.Bu cümle o kadar kıymetli ki bunu şöyle açıklamak istiyorum.

-Hükümet hep yolsuzluk yapıyor, çalıyor çırpıyor. -Görmeden İnanmam.
-Sinem Tufan ile çıkıyormuş. -Yok artık! Görmeden inanmam.
-Fehmi hiçbir dersten kalmamış. -Saçmala, öyle bir şey olamaz ki.Otomasyonu Görmeden İnanmam.
-Amerika tamamen İsrail'in etkisinde hareket ediyor. -Bunlar söylenti, Görmeden İnanmam.
-Google Amerika için istihbarat topluyor. -Böyle şeylere inanıyor musunuz? Görmeden İnanmam.
-PKK yabancı ülkelerin etkisinde hareket ediyor. -Bunlar hep dedikodu. Görmeden İnanmam.
-Ali ata bakmış. -Görmeden İnanmam.
-Ali Ayşe'yi seviyormuş. -Görmeden İnanmam...

Saçma sapan örnekleri tabiki de çoğaltabiliriz.Aklıma gelen örnekler bunlardan ibaret.Ama asıl konu bu cümlelerde ki ''Görmeden İnanmam.'' parodisi.

Bulunan kanıtlar ve olayların gerçekliğini doğrulayan olaylar bazılarımızı tatmin etmiyor olsa gerek.Şöyle bir baktığımızda:
Bir televizyonu biz veya başka birisi açmadığı sürece açılmayacağını biliriz.Evde ocağı yakmadığımız sürece o ocak ateş almaz.Bunlar için bir kanıt veya doğrulayan birinin olmasına gerek yoktur.

Etrafımıza da baktığımızda çarpışmalarla oluşan bir dünyanın varlığını biliyoruz.Dünyanın da ötesinde binlerce galaksi v.s olduğunu da.Peki bazılarımız neden hala ''Görmeden İnanmam'' saçmalığını kendi çaplarında yürütmeye çalışıyor.

Görmeden İnanmamak da bir haktır tabi ama kanıtlar her zaman doğruyu söyler dimi.Polisiye film/dizi modunda ilerlemek istemiyorum.Bazı insanlardaki at gözlüğüne de her zaman saygım vardırİstenilen her konuda kendini kısıtlar, tabu oluşturur.O tabuları kırmak istemez.Ta ki bu dünyanın ve her şeyin bir yaratıcı olmadan yaratıldığı saçmalığına kadar.Buna da hiçbir zaman saygı duymayacağım herhalde.

Düşünsene kendi kendine açılan bir bilgisayar, kendi kendine boşluktan düşen silahlar, kendi kendine durduk yere profesör olan bir kişi, hiçbir şey olmadan dünyaya gelen çocuk.

Ne kadar da düşünmeden hazıra konmak olurdu dimi?

İlkokul Çocuğu Kerim

22 Şubat 2013 Cuma

17 Şubat 2013 Pazar

Favori şarkı bu, unutulur mu?


''Bazı şarkılar vardır sende anlamlar bırakır.'' demekte istemiyorum açıkçası ama bu şarkıyı dinledikçe 2 sene önceki liseli halim ve o zaman ki dertlerim aklıma geliyor.Düşünüyorum o zaman sıkıntı yaptığım bir konuyu, sonra kendi kendime gülüyorum.

Bir de ''kendi kendime gülme'' halime gülüyorum tabi.

Şarkıyı her 'replay' yapışımda, 2 sene çok değil belki ama o anki psikolojik halime bürünmem de işin cabası.

2011'de lise son sınıftayken favori şarkımdı.Onlarca kez dinlediğim, sonradan ise Türkçe tercümesini bulup okuduğum, hayran kaldığım bir şarkıdır.Şimdi niye böyle bir konu açtığım sorulabilir tabi.

Şarkı Farsça olduğu ve söyleyen kişide pek popüler olmadığı için bulmak zor oluyor.Zaten öyle saçma bir halde hiçbir şey hatırlamıyorum ki.Uzun uğraşlar sonucunda bulabildim.Şarkının aklıma gelme olayı da ayrı bir konu.İnternette flamingolar hakkında bir haber okudum.
Ordan buralara geldim.

16 Şubat 2013 Cumartesi

5 dakika her şeye yetmeli!















Ne yapacağını bilemediğin zaman bir dur, 2 dakika farklı bir konuyu düşünmeye çalış.Kalan 3 dakika da ise asıl konuna gel.Yoksa işler sarpa sarar, en azından kafanda.

Örneğin:
Bir ortamda bir kızdan hoşlanan erkek ve sonrası;
Facebook'da eklersem yanlış anlar mı? Yoksa zaten yanlış mı anlamasını istiyorum?
Ekledikten sonra ne yapacağım?
Aaa! Twitter'ı da varmış acaba takip etsem mi? gibi.

Benzeri sorular 10 saniyede geçebilirken akıldan, 3 dakikayı bir düşünsenize.

Sinirliyken hep söylenen 'Sakinleş öyle konuşuruz.' cümlesi hayatta çeşitli alanlarda farklı yollarla karşıma geliyor.

Bazen çaresiz kaldığımda(ne yapacağımı bilemediğim zaman) verdiğim hızlı kararlar hep bende pişmanlık yarattı.İstisnası yoktur.

Yukarıda dediğim 2+3 düşünme sistemini, yakın zamanda yaşadığım bir olay sonrasında kendime çizdiğim küçük bir yol haritası gibi düşünebiliriz.

Bu yazıyı yazarken de o son olay aklımda.

Çok derin yaralar bıraktı diye ağlamaya başlamadan kesiyorum ve yazıyı okuyan; nadir ve seçilmiş insanlara bu düşünme sistemini en azından bir düşünmelerini öneriyorum :)

Kalın sağlıcakla, düşünerek.

Küçük bi not: Her zamanda söylediğim gibi örneklere takılmayalım.

14 Şubat 2013 Perşembe

Kahire 678













Bu yazıyı yazmaya başlarken filmi 3 dakika önce bitirdiğimi belirtmek isterim.

Filmin teması: Kadınlara yapılan cinsel taciz
Filmin konusu: 3 farklı yaşantıda ki kadının tamamen yaşanmış taciz olaylarıyla karşılaşması ve bunlara karşı tutumları ele alınıyor.

İşin resmiyetini bir yana bırakalım, filmi baya baya beğendiğimi belirtmek isterim. Filmdeki olay örgüsü çok yerinde. Bollywood'un o anlamlı öğretisi vardır ya, işte bu filmde o tadı alıyorsunuz. Tabi müzikal olmadan. Mısır'da ki durumları bilemediğim için film abartıya kaçıyor mu kaçmıyor mu bir fikir yürütemiyorum ama, film beni çok etkiledi. Bir kere bu filmden sonra 'cinsel taciz' vakalarının ülkede daha dikkat çektiği ve 3 yıl sonra 'cinsel taciz'in suç sayıldığı gerçeği var. Filmlerin normal yaşamda bir şeyleri değiştiriyor olması yada normal yaşantının üzerinde etkili olması mükemmel.

Filmde baş roldeki kadın oyuncular o kadar gerçekçi ki oynuyor ki, yaşanan olayları filmin içine girip bir köşeden izliyorsun gibi. Klasik bir tabir bu ama gerçekten öyle. Ayrıca Türkiye'de yaşadığınız için şükür edebilirsiniz. Eminim ki filmdeki çaresizlik ve yaşanan olaylar size bunu yaptıracak.

Filmi yeni bitirmemden  oluşan bir gazla yazdım yazıyı. Film hakkında daha fazla yorum yapmayacağım.Çünkü yorum yaptıkça konuyu anlatıp küfürler edesim geliyor. Müsait olduğunuz bir zamanda izleyin derim.

Kalın sağlıcakla, şükrederek.

Filmi izlemek için tıklayın...