türkiye israil anlaşması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye israil anlaşması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2016 Pazartesi

Türkiye İsrail Anlaşması'na Devlet Gözüyle Bakabilmek

Türkiye ve İsrail arasındaki normalleşme anlaşması ve yaşanan gelişmelere bir çırpıdan yazsam da farklı bir boyuttan bakmamız gerekiyor. İsrail Türkiye anlaşması eleştiriliyor ancak bazı önemli hususlar düşünülmüyor.


Türkiye ne kazanacak?

Türkiye'nin bu yola girmesi yeni değildi fakat Rusya krizinden sonra netleşmek zorunda kaldı. Çünkü Rusya'nın Suriye'deki varlığı sadece üsleri için değil, buradaki yeni keşiflerle ortaya çıkan muazzam derecedeki gaz yataklarıyla da alakalı. Buradaki gazı kim paylaşıyor? İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs ve Yunanistan. İlerde Suriye ve Lübnan'da hakkını alacak. Peki bunlardan hangisi bizim dostumuz? Hiçbiri. Peki burada işbirliği yapmadan bu gazlar nasıl kullanılacak?

Yataklar birbirlerine girmiş ve tüm ülkelerin resmi olarak söz hakkı var. İkinci olarak buradan Avrupa'ya ulaştırılması gereken boru hattı nereden geçecek? Tabi ki enerji koridoru olan Türkiye'den. İsrail'le normalleşme ne getirecek? Doğu Akdeniz'deki düşman ittifakının kırılması ve hak iddiasının nesnel bir şekilde yürümesi gerçekleşecek. Böylece dolaylı olarak Avrupa'nın Rus gazına muhtaçlığı hafifleyecek, tıpkı Azerbaycan ile Türkiye arasındaki TANAP projesinde olduğu gibi.

Normalleşme Suriye ve Irak'taki PKK ve Kürt Devleti varlığını her daim destekleyen İsrail'e karşı Türkiye'nin reel anlamda söz söyleme hakkını doğuracak. Normalleşme yine dolaylı olarak Türkiye-ABD ilişkilerini olumlu anlamda etkileyecek ve bu durum Suriye'deki PYD varlığında bize söz hakkı verecek. Dış politika ve ülke çıkarları açısından daha nice böyle olumlu örneklerle karşılaşmamız muhtemel.

Gazze ne kazanacak?

10 yıldır süren ambargo ve abluka, belki bir 10 yıl, belki de daha uzun sürecek. Yine öyle olacak ki, daha önceden İsrail'in ablukayı kaldırmayacağını söylemiştim. Çünkü bu onların en önemli devlet politikası. İşgal, talan...

Gazze Türkiye'den gelen yardım ve altyapı desteğiyle tünellere daha az muhtaç olacak. Gazze ablukası kalkmayacak, sadece Türkiye için yumuşatılacak.

İkili ilişkilerle Türkiye'nin bir politikasının daha çöktüğü konusunda çoğu kişiyle hem fikirim. Bu bize prestij kaybettiriyor, bunun da farkındayım. Ancak politikanın çökmesi politikanın doğru olduğunu göstermez. Değişen koşullar her daim göz önünde bulundurulacak ki, öyle olduğu bariz ortada.

Özetle;

Ne olursa olsun işe duygusal bakmamayı öğrenmeliyiz. Yanlış görülen politikalara devlet gözüyle bakıp yorumlamalıyız. İsrail'in zalimliğini ve iskan politikalarını dünya görmüyor diye, Gazze'deki zulüm İsrail'e düşman olarak devam edemez. Türkiye halkının İsrail'i düşman görmesi yanlış değil, olması gereken insani bir durum. Ama Türkiye'nin İsrail'i düşman olarak görmesi kime yarar? Filistin'e bu güne kadar ne faydası oldu?

Arkadaş ortamında verdiğim örnekle yazıyı bitireyim.

Sorunlu olduğun bir komşunun evinde her gün kavga varsa karışamazsın. Polisi ararsın. Polis görevini yapmazsa, gider konuşursun. Komşuyla aran kötü, neredeyse düşmansınız. O sizi dinler mi? Dinlemez. Ama o komşuyla ilişkilerin iyiyse, komşun ne kadar zalim gaddar biri bile olsa zalimliğini azaltabilir, kavgalar yumuşar, belki de bazı konular biter. İşte bu örnekte komşuların yerine devletleri koyun. Polisin yerine de BM yada uluslararası toplumu koyun. Türk halkı İsrail'i sevmeyecek, lanetleyecek, beddua edecek. Filistin'e de dua edecek. Ama boş boş lanetle Filistinlilere fayda sağlar mı onu da düşünecek?

Bu yazıyı da hükümetin her diplomatik gelişmesini şakşakla karşılayanlar gibi paylaşmıyorum. Bu düşüncelerim görüşmeler başladığı ilk günden beri yazdığım internet sitelerinde de hep böyleydi. Bunu da belirtmek istedim.