24 Eylül 2014 Çarşamba

Normal olan ne?

Dünya milyarlarca insandan oluşuyorsa o dünyanın içindeki Türkiye milyonlarca insandan oluşuyor.
Bu topraklarda yaşayan milyonlarca insanın milyonlarca 'yarası' olabilir.Herkesin kendi çapında derdi, hassasiyeti olabilir.Yıllarca şehirde çalışmış sonrasında ise emekli olup köye yerleşen Mehmet Amcayı geçenlerdeki Twitter yasağı, öğretmenlik yapan Zeynep Hoca'yı ise Trabzonspor'un verilmeyen şampiyonluğu ilgilendirmez mesela.

Herkesin kafasında o lanet olası ideolojiler var ve onlara göre hareket ediyorlar.Japon robot ASIMO neyse, ideoloji fedaileri de odur benim gözümde.Bir konu gündeme düştüyse kendi fikrini belirtmeden önce 'dur bakim ne demiş Pavlov' deyip kendi zihniyetindeki insanların dediklerine göre kafasında yorum oluşur bunların. İdol olarak aldığınız şahsiyetlerin düşüncelerine bakmayın demek değildir bu.En yakın örnek olarak Fatih Tezcan'ı göstereyim size anlayın.



Gördünüz mü 3 günde fikri değişmiş @fatihtezcan'ın.Sizce bu muhteremin şahsi bir fikri var mıydı? Cumhurbaşkanı Erdoğan ''Operasyona destek'' açıklaması yapmasa muhteremin fikri değişir miydi? Her daim düşünceleri değişebilir insanın ama böyle fikir değişimleri ideoloji fedailerine yani Pavlov'un deneklerine hastır.

Buraya kadar okuduklarınızı iyi bir düşünün.İsterseniz tekrar okuyun ve sonrasında yazının devamını okuyun.

Yönetmelikte değişikliğe gidilerek başörtüsü serbestliği 5. sınıftaki öğrencilerden başlamak üzere serbest bırakıldı!

Evet böyle bir serbestlik gündemi en az 1 hafta meşgul edecek.İrtica, laiklik zırvalığı...

Bu serbestlik kimini sevindirdi, kimini celallendirdi.Kiminin umrunda bile olmadı.Şahsen ben sevindim.

Peki beni memnun ederken niye bu gazeteleri memnun etmedi? Niye öcü muamelesi yapılıyor?



Acaba onlar olması gereken çağdaşlık kavramının medyası mı? Yada başörtüsü serbestliğine sevinen benim gibi insanlar muasır medeniyetler seviyesine ulaşmamak için kafa mı tutuyoruz?

Şimdi neredeyse Cumhuriyet tarihiyle yaşıt 'başörtüsü ve çağdaşlık' konusunu konuşmaya gerek yok.

Bazıları ''Başörtüsü bir dini emir, başörtüsü takanlar doğal olarak takmayanlara ''Bu dinden değilsiniz'' diyor.'' diye televizyon ve gazetelerde bas bas bağıracak.Peki saçı açık olan tüm bayanlar yıllardır dinin emrettiği başörtüsünü takmadığı için ''bu dinden değil miydi?'' 

ööfffffff..

Hakaret etmeyecektim ama malsınız yemin ediyorum ya.Aileler çocuklarını dini buyruklara göre de yetiştirebilir, batı çağdaşlığınca(!) da.Bir yerden sonra zaten çocuk doğru ve yanlışın ne olduğunu anlayacaktır.(Bu cümleye yazının sonunda geleceğim)

İtiraz edenler çocukları düşünmüyor zaten, zaten onlar yine kendi çocuklarını kendi zihniyetinde yetiştiriyor.

Onun yetiştirme tarzı 'normal' ama muhafazakar insanların çocuk yetiştirme tarzı yobazca.O kendi zihniyetinde Batı'dan gelen çocuk yetiştirme geleneklerine uyacak, ama muhafazakar adam kendi zihniyetine göre çocuğunu yetiştiremeyecek? 

Muhafazakar adam çocuğuna başörtüsünü veya başka bir dini buyruğu söyleyince niye onun çocuğunun özgürlüğü elinden alınıyor da, 'o' kendi zihniyetinde çocuğunu yetiştirince sorun yok?

Neden olması gereken okumaya çalışan müslüman kızların başörtülü olmaması?

Şimdi bırakın çocukları yetişkin olana kadar müdahale etmemeliyiz ayaklarını.

Çocuk 18 yaşına kadar batı çağdaşlığına ayak uyduracak, eee, sonra başörtü takacak? Yürü lan.

Burası Mezopotamya, burası Anadolu, burası Türkiye. 

250 yıllık ortak bağı olmayan Avrupalı vahşilerin kurduğu bir ABD değil.Olması gereken ABD'de ki aile sistemi de değil.

Aile sistemini, özgürlüğün boyutunu, çağdaşlığı, dünyanın anasını ağlatan Batı medeniyeti belirleyemez.Baltık ülkelerinde duyduğunuz refah ve huzur haberlerini bu topraklarda duymanız biraz zor. [Bak bak hep dindarlar yüzünden diyor bak duyuyorum :)]

İsviçre'de ailesi umursamadığından intihar eden genç varsa, burada ailesi ilginin bokunu çıkardığı için intihar eden gençler vardır.Özgürlükten yana olmaya devam edin siz.Kendi düşündüklerinize özgürlük getirmekten yana olun, aman he.

Benim burda anlatmak istediğimden 5. sınıftaki tüm çocukların kendi hür iradesiyle, dayatma olmadan başörtüsü takacakları anlamı çıkmasın.Zaten ne kadar bilinçli iradeleri söz konusu o da tartışılır.Ama bu serbestliğe sevinmemde ki asıl sebep aşağıdaki satırlarda daha da netleşecek

Konuyu toparlarsak;


''...Bir yerden sonra zaten çocuk doğru ve yanlışın ne olduğunu anlayacaktır.''

18 yaşına kadar sen çocuğa ne verirsen onu alacaktır.Kemalist aileler Atatürk'ü aşılar, komünist aileler Lenin'i, muhafazakar aileler ise dini.Bu Kemalist ailenin dinsiz olduğunu göstermez.Bu sadece hassasiyet noktasının din olmadığını gösterir.Bu konuya kimse itiraz edemez.Her aile çocuklarını kendi gibi yetiştirir.(Yok bana zorla öğretmenlik okuttular ben peyzaj mimarlığı okumak istiyordum falan demeyin mevzu o değil.)

''Benim babam ve annem bana karışmadı, istediğimi yaptım.''

Peki ne yaptın? 
Nasıl bir yaşamın var? 
Bu yaşam sence senin tercihin mi yoksa ''olması gereken toplum'' yada senin ''normal olan bu'' dediğin düzene mi ayak uydurdun? 

İşte sorun bu.Bize dayatılan dünya sistemine 'normal' deyip, bu topraklardaki gelenekler ve insanın kendi dinini yaşamasını absürt mü karşılayacağız? Atamızın çağdaşlıktan anladığı eminim ki bu değildi.Buysa da atamız çok yanlış yoldaymış.

Lisede özlü sözler köşeme yazdığım bir sözü de paylaşmassam olmaz.

Alışkanlıklarımızdan kurtulduğumuz gün, benliğimize döndüğümüz gündür. 

(Biraz felsefi bir yazı oldu gibi ama inşallah yazdıklarım düşündüklerimi tam olarak yansıtmıştır.İlk defa kendimi bu kadar zor ifade ettim.)