16 Mayıs 2014 Cuma

Türkiye'nin 'bir' olamaması ve SOMA!

Soma'da ki maden kazası, vefat eden yüzlerce insan, hâlâ toprak altında olduğu söylenenler

İlk kazayı öğrenişim ev arkadaşımın twitter'dan görmesiyle bana söylemesi üzerine oldu ve buna tepkim 'Kaç kişi ölmüş?' sorusu oldu.Çünkü Türkiye'de işçi kazaları artık şehit haberleri gibi, 2-3 olunca haber olmaz.Twitter'da 2-3 retweette görülür, Mehmet Altan imzalıdır da o tweetlerin çoğu.Haber bültenlerine hiç düşmediği dahi olur.Sonradan olayın ehemmiyetini vefat eden madencilerin 'sayısının' 100 civarı olduğunu duyunca anladım.Sonra tabi olayı yakından takip ederek siyasete de girdik.Niye girmeyecektik ki zaten? 
Başımızdaki siyasiler daha bilirkişi raporları gelmeden maden işletmecisini savundu.Bunlardan sonra bazı at gözlüklü AK Partililerin bile Başbakanı eleştirdiği oldu, buna bile sevindik.Ama hâlâ birçok AK Partili Başbakanın 200 küsür yıl önceki maden kazalarını örnek göstererek savunmasını savundu.Bunları tartışmaya gerek yok, iğrendirici.Ama bunun sebebi yine 'Kasımpaşalı' gazıyla tüm Türkiye'yi ayrıştıran Başbakan'dır.Hiçbir olayda hatalı olduklarını kabul etmeyen, hep bir düşman yaratarak siyaset yapan bir zihniyeti bile savunmaya kalkıyorlar.''Erbakan bişi diyemedi gitti, bırak bu desin!'' gibi.

Ama hiçbir zaman hatayı kabul etmek zayıflık olmaz.Bu durum hükümetin haklı olduğu durumlarda da 'yine kabul etmiyor, kesin haksız' genellemesini ortaya çıkarır.Aslında bu kazada Başbakanın bir suçu yok diyebiliriz.En azından dünya ülkelerinde böyle olaylarda bakanlıklar suçlanır ve onların istifası istenir.Ama bizde herkes Başbakana feryat eder ve suçlu diye onu gösterir.Buradaki olay hükümeti düşürmek, lobiler, dış güçler değil.Ülkede ne olursa olsun her konuda kendi konuşan, asıl konuşması gerekenleri konuşturmayan bir Başbakanımız var ve bu Başbakana yapılan bu 'linç girişimi' de bundan dolayıdır.Şu bir gerçek ki Başbakan kendini '.....' diye ifade ediyor.Dokunulmaz, büyük lider, halife...

İşin 'pislik' siyasi boyutunu bir kenara bırakıp SOMA'ya geri dönelim.

Bu yazıyı yazana kadar insan ölümleri sonrasında fotoğraflarla acıtasyon yapmaktan çekinirdim.Yani sevmem acıtasyon yapmayı.SOMA ile alâkalı da acıtasyon yapmayı tasvip etmiyordum, yapanları da eleştirdim.Ama farkına vardım ki acıtasyon yapmak düşündürüyor ve insanları üzüyor.Üzülen insanın görüşü ne olursa olsun 'vicdanı' devreye giriyor.Yinede vicdanı körelmiş her görüşten insanda var tabi.

SOMA'dan Uludere'ye, Esad katliamlarından Reyhanlı'ya, Mısır'dan Türkistan'a bunları hep gördük.

Şimdi ben kendi memleketindeki bu kadar ölüme bile susabilecek zihniyete inat, SOMA ile alâkalı bazı fotoğraflar paylaşacağım.Belki hâlâ işe siyasi bakanlar etkilenir de, ayrışmış Türkiye'de böyle olaylarda bile kenetlenemiyor olmamızın sebebinin tamamen siyasi olduğunu anlarlar.


Ağıt yakan kadınlar,
Gözyaşı dökmekten heba olanlar,
 Cenaze evinde bekleyenler,
  Babasını, dayısını kaybeden çocuklar
 Bağırmamak için kendini tutanlar,
Perişan olanlar,
Gözleri kan çanağına dönen insanlar,
 Mezar başında ağlayanlar,
 Babasını arayan kızlar,
Yakınlara ölüm haberlerini veya hâlâ beklediklerini söyleyenler,


İnternetten fotoğraflara bakın, feryat videoları izleyin, madenden sağ çıkarılanlarla ilgili demeçlere bakın, haber bültenlerindeki o ağlamaklı klipleri izleyin.Bırakın gözünüz dolsun, anlayın ve empati kurun.Tutmayın kendinizi, eleştirin.Kırın tabularınızı!
Kırın işte siyasi putlarınızı!

Herkes hayatına devam ediyor, yazıyı yazarken hüngür hüngür ağlamıyorum bende tabi ama onları bir düşünün, düşünelim hepimiz; ve sonrasında acımızı bile 'bir' yaşayamamamızın sebebini arayalım.Kimse orada yakınları ölenlerle aynı şekilde üzülemez, yaşamayan bilemez o acıyı ama, geri kalanlarımız olarak 'bir' olarak kenetlenelim SOMA için!


Bu olanların sorumlusu, sorumluları ortaya çıkartmayanlar ve onları savunanlardır.DÜŞÜN!

Fotoğrafların kaynağı ve daha fazlası: KAYNAK


(Fotoğraflar her şeyi açıklıyor ama yalama olmuş gözlere sıfat bulup açıklama eklemek faydalı olacaktır diye düşündüm.Böyle bir yazı yazacağım aklıma bile gelmezdi.Bir nevi acıtasyon yaptım ama 'bir' olamayışımızın sebebini kendimce anca böyle anlatabildim.)