26 Nisan 2013 Cuma

'Sen Bilmesende'

Önceden yazdığım bir şiirdi, küçük düzenlemeler yaptım.Pek şiir yazma eğilimde değilim ama ara sıra içimden geliyor, yazmaya çalışıyorum.


Sen Bilmesende
Sanırsın ki kolayca bitecek bu durum
Unuttun karşındakini, belki de hiç tanımadın.

Hatırlamadın sen ama, o hiç unutmadı.
Aşığım dedi, başlamadan bitti.
Yalan olduğunu düşünmüş olabilirsin, bunu o hak etmedi.
Aldanmayı düşünmeden sustu ve gitti.
Teşbih gibi oldu ona, Allah'ın sopası mı var?
Takıldı kaldı sana, geçse de aylar yıllar.
Izdıraplı günlerinden kurtulmak mı?
Riyakarlık mı bu, yoksa aşk mı?
                                                   A.K

 
Ağzı olan konuşur ve Hani objektif bakıyorduk

25 Nisan 2013 Perşembe

Ağzı olan konuşur

Cümleten selamlar.

Dün arkadaşlarla oturuyorduk.Sohbet muhabbet derken, herkesin ergenliğinde yaşadığı apaçiliklerden konuştuk.O an aklıma geldi ki kendi kendime eğlendiğim bir sitem vardı benim.

Eve gelir gelmez girdim oraya, bir baktım ki bazı sözler paylaşmışşım.Hepsi de bana ait.Benim lise zamanımı özetlercesine hatıralar.
İşin kötüsü geçen seneye kadar yazıyordum bu sözleri.Ama yine de tüm sözlerimin arkadasındayım.

Sözlerin tarihi sırası yok.Karışık yani.Buyrun sizi o müthiş sözlerimle baş başa bırakayım :)
Alışılmışlıklarımızdan kurtulduğumuz gün; benliğimize döndüğümüz gündür.
Ermeni katliamı oldu dediniz hep beraber yürüdünüz de, Hocalı katliamı oldu romatizmanız mı azdı? (Sözüm kendilerini ırkçı görmeyen,diğer herkesi ırkçı gören,insancıl özgürlükçülere(!))
Tutunacak dalı geçin, tutunacak ağaç bulmuşşuz kendimize, hala çırpınış ve ağlayışlarımız hız kesmiyor.
Batının köpeği olacağıma, halkımın köpeği olur;ölürüm daha iyi. (Kuzey Kore'ye itafen.)
Duvardaki bir nokta için duvarı boyuyoruz.Sonra da akan boyayı dert ediyoruz
Acaba kaç insan ‘ismi’ olmadığı için kayboldu. (Her şey isme,tanınmışlığa bakıyor bu dünyada.Sırf popüler olamadığı için kaç kişinin şarkılarına ”boktan” denildi.Yada kaç kişinin fikirleri bir frikik kadar duyuldu.)
Yadırganacak bir şey yapıpta onu söyleyebilen kişi; rahattır, marjinaldir, cesurdur.
Ne kadar çaresiz kalırsan, o kadar mutluluğun anlamını öğrenirsin. 
Hayat, sürprizlerle dolu ama, keşke sürpriz yumurta gibi olsa; her defasında azıcıkta olsa mutlu olsak.
Bir baktım çevreme; herkese acıyorum yaşlısından gencine.
Zamanın nasıl geçtiğini, illa ki zamanı gelince öğreneceksin.
Gece; kötüdür, acıdır, kederdir.Gece; inançtır, istisnadır.İnsan seçer.Ya gündüz? Sadece herkestir.
Ne bekliyorsun sen? Sadece sen haklı olamazsın.Onun da bir nedeni vardır.Ama sadece bir nedeni.
Ne için yaşıyorsun? Kim için, kimler için? Hayatın kimin ya da kimlerin elinde? Bir düşün.
Ne din ne kardeşlik ne de başka bir şey tanır; çıkar ilişkisi. (Babamdan esinlendim.)
‘Sadece’ diye başlayacağın cümleyi söyleyebilmek bile önemli.
Keşke telefon olmasaydı.Ne ben, ben olmaktan çıkardım.Ne de sen, saçmalamazdın. 
Gizli iş yapmayacaksın, direk söyleyeceksin, anlatacaksın meramını.Dertsiz başa dert vereceksin yeri geldiğinde.Emin ol bunu hak eden çok insan var.
 
Hani objektif bakıyorduk? ve Kim bu faşist?

22 Nisan 2013 Pazartesi

Hani objektif bakıyorduk?

Barış sürecini savunanlar olarak vatan haini miyiz biz abi?

Barış sürecine destek vermek hükümetçi olmak değildir.Bu sürece destek vermek PKK'nın isteğine yanıt vermekte değildir. 

PKK sizce yıllardır Kürt halkının varlığı için mi savaşıyordu sanki? Hayır.
Kendi halkım dediği Kürtleri bile öldüren bir örgütün kağıt üstünde ki amacı bu olabilir ama 30 yıldır buna göre hareket ettiği söylenemez. 

Bu süreci AKP hükümetinin üstlenmesi diye bir şeyde yok.Yediremiyor olabiliriz.AKP bu süreçten alnının akıyla çıkar ve silahlar susarsa, Türkiye'nin önünde ki en büyük sorun ortadan kalkacak.Bu AKP hükümetine illaki fayda sağlayacaktır.Ama bu konuda o yapamadığımız şeylerden biri olan 'objektif' bakma mevzusunu bir gözden geçirelim. 

Bu sürece muhalefet partileri olan MHP, CHP ve diğer partilerin katılmasını kim engelliyor? 

MHP kendi prensipleri ve siyasetine göre sürece destek vermiyor olabilir.Ama yine klasiklerden birini yapıştıracağım hazır olun, ''Milletvekili çocuğu şehit olmuyor, Doğu'ya gönderilmiyor tabi.'' Bu AKP milletvekillerinin çocukları içinde geçerli, CHP'liler için de. 

MHP Türkçüyüm, Turancıyım, vatan benim en büyük sevdam, teröristlerle görüşme olmaz diyor.Bu söylemlerden sonra da düşünmüyor değilim.Bende vatansever bir Türk çocuğuyum.Ben bu süreci destekleyerek kendime ve bu topraklara ihanet mi ediyorum yani? Tabi ki de hayır abi.

Siyasi partilerin kendi menfaatleri için benliğimden taviz verecek değilim ki sürece destek verenlerde böyle şeylere takılmasın.

Neyse gelelim CHP'ye. 

Yav gelmesek mi ne yapsak arkadaş.CHP hakkında yorum bile yapmak istemiyorum.Çokta milletin şeyinde sanki bu durum ama yardırayım en iyisi.

Kılıçdaroğlu CHP'de değişime öncülük etti.Katı CHP'den tavizler verdi.Birçok değişime destek verdi.Ama bu sürece neden destek vermiyor, onu anlayamıyorum. Değiştik denilen bir partinin meclisteki asıl katı tabanı mı izin vermiyor, yoksa CHP süreç başarılı olursa AKP bundan fayda sağlayacak korkusu mu yaşıyor? Açıkçası değişen CHP'ye bu tavır yakışmıyor.Yada değişmiş görünen CHP'ye.

CHP AKP'ye terörist lideriyle görüşmeyin diyor da kendi -bir yazarın dediği gibi- binlerce insanı katleden Esad'ı ziyaret ediyor, öldürme işi nasıl gidiyor dercesine. 

Muhalefet partilerini anlatırız da hükümet anlatılmaz mı, anlatılır tabi.

Hükümet önceden de söylediğim gibi süreci başarısızlıkla kaparsa, tabanında oy kaybetmek bir yana taban dışında olan ve sürece destek veren kâh 'insanlar ölmesin, analar ağlamasın' diyerek destek verenleri kâh ta bu sürece hazmedemeyip de mecburen teröristlerle diyaloga göz yuman, sırf 'Silahlar sussun, şu topraklarda barış içinde yaşayalım' diye destek verenleri(milliyetçileri) yüzüstü bırakacak.

Hükümet, bu süreç dışında yaptığı son 'T.C. ibarelerini devlet dairelerinden kaldırma' işini niye yapıyor? Hemde şu süreçte çok mu mantıklı sizce.He zaten T.C. ibaresinin kaldırmasında zaten mantık yok ama böyle salak-saçma işler neden yapıyor anlayamıyorum.Halkın milliyetçiliğini sorgulamak ne hadlerine ki dimi.

Birde bu sürece sadece kendi fikrini düşünerek yorum yapan insanlar var.Bunları genel olarak sosyal medyada görüyoruz.Oturuyor bilgisayarın başına(benim gibi) işte şöyle vatanseverim, böyle milliyetçiyim falan da filan da.
Benim Doğu'da bir asker tanıdığım yok.Ölüm korkusunu yakinen yaşayan biri değilim.Ama ben oralarda oğlu, kardeşi, babası neyse artık asker olan evlerinde korkuyla bekleyen aileleri de düşünüyorum.Şehit verince hep 'Vatan Sağolsun!' dedik.İyi güzel vatan sağolsun da insanlarda ölmesin.Bu insanlarda ki milliyetçilik midir nedir bilemem ama tamamen bencillik olarak görüyorum. 


Şimdi diğer yazılarda 'Hem barış sürecine destek verip hemde nasıl PKK'ya ve Öcalan'a terörist dersin.' diye mail ve yorumlar geldi.Bu konuyu şöyle özetleyeceğim.

PKK terörist bir örgüt, kim ne derse desin.İngiltere kendi sorunu olan IRA'yı bitirdikten sonra veya o bitirme sürecindeki anlaşmalar sırasında IRA'ya terörist diyen halk, bir anda terörist dememeye mi başladı? 

Barış olsun olmasın, benim için onlarca askerimizi şehit eden, kendi halkım dediği kişileri katleden, bebekleri öldüren örgüt teröristtir.

Yazıyı toparlarsam.
İnsanlar taraftarı olduğu siyasi partilerin gözünden bakmasınlar bu olaya.Siyasetin gerçekten vahşi doğa koşullarından beter bir durumu var. 

Hükümeti yine destekleme, yine küfür et.Siyasi partilerin ne kadar sahtekar olduğunu konuşmaya gerek yok ama siyaset olmadan da böyle sorunların ortadan kalkacağı yok.Bu sürece destek verince milliyetçiliğimizden taviz vermiyoruz.Nitekim destek vererek bu topraklardaki barışa destek olmak, ülke olarak gelişim ve kalkınmaya faydalı olacaktır.Vallahi kusura bakmayın, hükümet ağzından konuştum şuan ama hangi parti olursa olsun hepsinin doğrularını alın.Ben öyle yapıyorum.

Kalın sağlıcakla, objektif bakışlarla.


 
Kim Bu Faşist? ve Ağlak Mod

14 Nisan 2013 Pazar

Ağlak Mod


Ne istiyoruz arkadaş biz!

Sorumluluk mu? 


Boşluk mu?


Değişim mi? 


Yoksa hepsi boş laf mı?








Ne zaman bir sorumluluk altına girsek direk ağlak moda bürünüyoruz.Boş gezenin boş kalfası olmak hoşumuza gidiyor olsa gerek.Boş gezince de sorumluluk istiyoruz.Bu terste gerçekten bir iş yoksa 'insanoğlu nankör' der bu konuyu başlamadan bitirebiliriz.


Ama.


Neden bu ikilemde gezindiğimiz, neye ve niye değişimi istediğimizde önemli.


Siz düşüne durun ben sorumluluğumu yerine getirmekle uğraşayım.Ben çok düşündüm.Giriş ve gelişme bölümlerini geçsem de sonuç bölümüne hala ulaşamadım.


Kalın sağlıcakla, sonuçsuzca.


 
Günlerden bi gün ve Bağlanmayacaksın işte 

Bağlanmayacaksın işte

Benim için anlamı olan bir şiiri paylaşmak istiyorum.Bilmemenizin ihtimali yok gibi ama en azından tekrar okuyun.

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…


Can Yücel

11 Nisan 2013 Perşembe

Günlerden bi gün

Günlerden bi gün, o kadar eğleniyorsun ki öyle böyle değil.

Dertler derya olur sende bıkarsın; hayata isyan edersin ve tutunacak dal ararsın ya, işte öyle.

Tüm bunları kenara koyarsın, o günde bunları hatırlamak istemezsin.

Vaktin nasıl geçtiğini anlamadığın zamanlardandır o gün.

Gülersin, oynarsın, koparsın, atlarsın, zıplarsın.

Çevrendeki arkadaşların veya başka birileri 'Kimse kim ulan!' önemi yok işte sadece eğlenmene bakarsın.

Orda belki 2 saat geçmiştir, belki de 6 saat.Ne önemi var ki.Geçmesin yeter senin için.

Aklına gelmemesini istediğin olay veya kişiler vardır bilirsin.Eğer şanslıysan gelmez aklına, hala eğleniyor olursun.Ama kimse şanslı değildir bu konuda.

Oturduğun masadan şöyle bi etrafını kesersin herkes kendi halindedir.Sende eğleniyorsundur ama sanki bazılarının hiç derdi yokmuş gibi düşünürsün.

Biri olmadık saçma hareketler yapar, diğeri göbek atmanın tarihini yazar bi köşede, öbürüne ne demeli güle güle bir hal olmuştur.

Etrafı kesmeye devam ederken biri ile göz göze gelirsin.Elin ayağın birbirine dolanır.Hemen gözünü çekersin, o da tabiki de.

O an aklından geçenler soru işaretlerinden ibarettir sadece.

O da senin gibi düşünüyordur belki de.Belki sen okulu dert ediyorsun, o sevdiğini.''Koca kalabalıkta göz göze gelmekte ne demek lan'' dersin.

Sonra masaya geri dönersin.Ara ara onu kesersin, rahatsız etmeden.

Oturduğun masada eğlence doruklara ulaşmıştır.Onlara katılırsın.Sohbet muhabbeti kenara koy, ilkokul çocuklarının eğlence günleri olur ya, şarkılarla o moda girersin.

Ara ara dinlenmek için masaya oturursunuz, o zamanlar çok değerlidir.Saate bakar durursun.''Ulan geçmesin işte zaman'' dersin.Tahminen masadan kalkıp eve dağılacağınız saat bellidir aslında.

Kopup eğlenmene devam edersin.Ankaranın bağlarından, gangnam style'a; oradan harlem shake'e oradan oradan...

Kurtlar dökülür, psikolojik rahatlama evresine geçilir.

Gitme vaktine az bi zaman kalmıştır. Öfler, pöflersin bu zamanlarda.

Neden öfleyip pöflediğini herkes bilir.

Ama vardır o masada senin gibi düşünmeyenler.Sakın onların derdi yok sanma!

Artık eğlence biter ve kalkarsınız.''En kötü günümüz böyle olsun'' klasiğini biri her zamanki yapıştırır.

Yolda eğlenmeye geldiğin kişilerle muhabbete devam edersin.

Muhabbet ederken aklında hep 'Aha! Eve gidiyorum ya lan'' , ''Şimdi eve gidince napıcam oğlum ben'' diye geçirirsin.

Bide sürekli niye kendi kendine 'lan' dediğini düşünürsün.Düşünmek parayla mı sanki arkadaş.

Neyse eğlenmeye geldiğin kişilerle ayrılma vakti geldi. ''Öpüşür koklaşır, hadi görüşürüz.'' der ayrılırsın yanlarından.

Tek başına eve giderken eğlendiğin zamanki olaylar aklına gelir.Maymun şeklinde hareketler yapan çocuk gelir aklına ve kendi kendine gülersin.

Tüm günün özetini o yolda yaparsın.Tabi, yalnız gidiyorsan eve.Yalnız gitmiyorsan da gittiğin kişilerle muhabbeti olur da neyse.

Bi an ''Aslında bugün X kişisine şöyle demeseydim iyi olurdu, acaba ayıp mı oldu.'' dersin.Daha neler neler.

''Çok boş boğazım lan herhalde ben'' falan dersin işte.

Bunları düşüne düşüne zaman geçerken eve gelmiş olursun.

Eve gelince bi bakmışsın, yorgunluktan ölüyorsun.Bi bilgisayara bakayım dersin.

Oturursun bilgisayarın başına.Bi bakayım dediğin bilgisayarın başında oturdukça oturursun.

Bilgisayarın başında uzun oturmanda ki sebepte facebook veya twitter.Buralarda yaptığın şey bellidir.

Bilgisayarı kapatırsın ve bi lavaboya gidersin.Sonra odaya girersin.

Yavaştan yatağa girersin.Kafanı yastığa koydun.

İşte!

İşte film bundan sonra kopar.Tüm gün zamanın geçmesini istememenin sebebi budur aslında.Günün yoklamasını yolda bitirmiştin.Ama burda devam.Masadayken kestiğin ve göz göze geldiğin kişi aklına gelir.

Aklına gelmesini istemediğin o lanet olay veya kişiler var ya, burada hep bi olayın içindelerdir.
Çünkü oda sessiz.
Kimse yok.
Herkes uyumuş.

Düşün düşün düşün.

Uyumaya çalışma çabası devam ederken hemen uyuyup kalkmayı istersin, ve uyumuşsundur.

Evet bir günün daha böyle bitmiştir.Ne kadar eğlensen de yastığa kafanı koyman, hepsini ''Geri Dönmeyenler Kutusuna'' atar.

Evet.Senin için üzülüyorum.

Ama kusura da bakma, herkes göründüğü gibi değil.Burda yanlışın var senin.

Sen kimsin ulan da diyebilirsin tabi.

Kimim biliyor musun?

Ben o; göbek atmanın tarihini yazan, saçma sapan hareketler yapan veya güle güle bi hal olmuş senle aynı durumları yaşayan eğlenmeye çalışanlardan biriyim.

Senin için ne kadar üzüldüğümü görsen de yalnız değilsin lan işte, korkma.

2 Nisan 2013 Salı

Bir Şey Yapmalı?
















Küçüklükten beri hep bekledik.Belki yaşımız genç, belki de yaşımız ilerledi.Bu pek mühim değil.

Peki nereye kadar gidecek bu beklenti durumu?

Her insan hayal kurar.Hayal kurmayan insan boş insandır, açık ve net.Biri hayal kurduğu şeyi sesli düşündüğünde ''Geç bunları, bu seni aşar.'' diyerek de belki de ne kadar çok şeyi kaçırdık.

Ama cesaretli olmak gerekiyor.
''Cesaretli olursan daha rahat hareket edebilirsin.'' derler.Uygulayabilene tabi ama hangimiz cesaretli davranabiliyor ki.
Eminim 
Birçoğumuzun aklına orjinal bir fikir geldi de uygulayamadı.
Birçoğumuz içinde dert olan şeyi söyleyemedi.
...
...
...
...
Binlerce örnekle sıralanır bu konu.

Birde 'birçoğumuz' değil, hiç kendi kendimize yalan söylemeye gerek yok.Hepimiz aynı cesaretsizliği zaman zaman göstermişizdir.Belki de bunun adı bu değildir de 'yersiz' davranmamadır ama sevdiğimiz kişiye bu ilkokul aşkı, lise aşkı, üniversite aşkı neyse artık sevdiğimizi söyleyemediğimiz olmuştur.Aslında bu dönemlerde de bir beklenti içinde oluruz.Sevdiğin kişinin seni sevmesi gibi. (bkz. http://www.youtube.com/watch?v=4jBjg0AOGmg )

Bu senin sevdiğin kişinin seni sevmemesi sonucu oluşan ''aşık olma'' olayını da açmak istiyorum.Bence:
Ya sen ulaşamadığın için hala onu seviyorsun,
ya da ulaştın ama ilişki kısa sürdüğü için sevmeye devam ediyorsun,
en kötüsü de onu sevdiğini sanıyorsun ama bu sadece bir alışkanlık oldu senin için.

Yazdığım 3 farklı olay; dışardan izlenimlerim yada benim yaşadığım sorunlar sonucu ortaya çıkmış teoriler.Bu olayların hepsi birer ''aşk'' örneği diyeceğim ama buna sevmek de diyebiliriz, çünkü aşk kelimesini kullanmak bana biraz garip geliyor.

Bu olayı piyasada dolaşan uzmanlar(!) gibi teorilere döktüm üzgünüm ama bence bu yazdığım teorileri de bir düşünmek gerekiyor.Arasından seçip alın benim gibi.

Evet ilişki uzmanlığımdan sonra beklenti ve cesaret konusuna kaldığımız yerden devam edelim.

Yukarıda ki soruya cevap 
Öğüt vermek gerçekten güzel.

En sevmediğim şeydir yok ''Facebook'un kurucusu Marc Zuckerberg böyle bir şey olabileceğini düşünmüşmüydü?'' , ''Sabancı simitçilikten buralara gelebileceğini hayal bile edebilir miydi?'' vb. 

Düşünmemişti belki ama bunların yanında şans payı da mevcut.

Bu konuya 'Başkalarının tecrübelerini yaşayarak öğrenmek büyük ahmaklıktır.' sözüyle de atıfta bulunmak istiyorum.Herkesin bence kendi tecrübesini oluşturması gerekiyor.
Cesaretini kırması, öz güvenini toplaması gerekiyor.Yakın zamanda okuduğum bir yazı sonrasındaki gaz olabilir ama artık herkes eski hayatına değişiklikler getirmeli.
Yeniliklere açık olmalı.
Beklediklerini çekip almalı yada beklentilerini değiştirmeli.

Yazıyı böyle sonuçsuz bitirdiğimi sanabilirsiniz ama yanılıyorsunuz:

Tıklayın> http://www.youtube.com/watch?v=O2Jbryj_tyk
















evet yazı sonuçsuz bitti.

Kısaca bir rüyam

Oldukça çok rüya gören biri değilim fakat bugün uyandığımda gördüğüm (saçma belki de anlamlı bilemeyeceğim o kadarını) rüyayı sizlere yazacağım.

İstanbul'da ki evimde oturuyorum.Yanımda Aysel Tuğluk, Sırrı Süreyya ve Gültan Kışanak oturuyor.Bunların hepsi BDP milletvekilleri.Normal ev halimi yaşarken yerde 4 tane fare geziyor.Halının üzerinde.
Bende yanımda olan milletvekillerine son barış görüşmeleriyle ilgili sorular soracağım.Gültan Kışanak'tan nefret eden birisi olduğum için küfür edeceğim ama etmiyorum.Bekliyorum.Saçma muhabbetler içerisinde tam soracağım sormuyorum.

Sonra fareler her aklımdan soruları geçirdiğimde ayaklarıma doğru geliyor.En sonunda aklımda ''Vazgeçiyorum, sormayacağım soruları'' derken fareler üzerime atlıyor.Farelerden de o kadar iğrenirim ki sormayın.Fareler üzerime atladıktan sonra sıçrayıp uyanıyorum.

Şimdi yazıyı okuyanlar ''Neden bu rüyayı yazdın? Hiç mi özelin yok arkadaşım senin? İyice bokunu çıkardın.'' gibi tepkiler verebilir.

Millet rüyalarında uçar, kaçar, büyük adam olur, sevdiğine kavuşur, kral olur, soytarılaşır, severek ayrılır neyse ne.Bu nasıl bir rüyadır arkadaş?

Ama rüyanın saçmalığı o milletvekilleriyle aynı yerde bulunmam, yada farelerin uçan tekmeleri değil.

Neden barış görüşmeleri bilinçaltımda? Bilinçaltımda her zaman kurguladığım hayallerim neden yok?