22 Şubat 2013 Cuma

17 Şubat 2013 Pazar

Favori şarkı bu, unutulur mu?


''Bazı şarkılar vardır sende anlamlar bırakır.'' demekte istemiyorum açıkçası ama bu şarkıyı dinledikçe 2 sene önceki liseli halim ve o zaman ki dertlerim aklıma geliyor.Düşünüyorum o zaman sıkıntı yaptığım bir konuyu, sonra kendi kendime gülüyorum.

Bir de ''kendi kendime gülme'' halime gülüyorum tabi.

Şarkıyı her 'replay' yapışımda, 2 sene çok değil belki ama o anki psikolojik halime bürünmem de işin cabası.

2011'de lise son sınıftayken favori şarkımdı.Onlarca kez dinlediğim, sonradan ise Türkçe tercümesini bulup okuduğum, hayran kaldığım bir şarkıdır.Şimdi niye böyle bir konu açtığım sorulabilir tabi.

Şarkı Farsça olduğu ve söyleyen kişide pek popüler olmadığı için bulmak zor oluyor.Zaten öyle saçma bir halde hiçbir şey hatırlamıyorum ki.Uzun uğraşlar sonucunda bulabildim.Şarkının aklıma gelme olayı da ayrı bir konu.İnternette flamingolar hakkında bir haber okudum.
Ordan buralara geldim.

16 Şubat 2013 Cumartesi

5 dakika her şeye yetmeli!















Ne yapacağını bilemediğin zaman bir dur, 2 dakika farklı bir konuyu düşünmeye çalış.Kalan 3 dakika da ise asıl konuna gel.Yoksa işler sarpa sarar, en azından kafanda.

Örneğin:
Bir ortamda bir kızdan hoşlanan erkek ve sonrası;
Facebook'da eklersem yanlış anlar mı? Yoksa zaten yanlış mı anlamasını istiyorum?
Ekledikten sonra ne yapacağım?
Aaa! Twitter'ı da varmış acaba takip etsem mi? gibi.

Benzeri sorular 10 saniyede geçebilirken akıldan, 3 dakikayı bir düşünsenize.

Sinirliyken hep söylenen 'Sakinleş öyle konuşuruz.' cümlesi hayatta çeşitli alanlarda farklı yollarla karşıma geliyor.

Bazen çaresiz kaldığımda(ne yapacağımı bilemediğim zaman) verdiğim hızlı kararlar hep bende pişmanlık yarattı.İstisnası yoktur.

Yukarıda dediğim 2+3 düşünme sistemini, yakın zamanda yaşadığım bir olay sonrasında kendime çizdiğim küçük bir yol haritası gibi düşünebiliriz.

Bu yazıyı yazarken de o son olay aklımda.

Çok derin yaralar bıraktı diye ağlamaya başlamadan kesiyorum ve yazıyı okuyan; nadir ve seçilmiş insanlara bu düşünme sistemini en azından bir düşünmelerini öneriyorum :)

Kalın sağlıcakla, düşünerek.

Küçük bi not: Her zamanda söylediğim gibi örneklere takılmayalım.

14 Şubat 2013 Perşembe

Kahire 678













Bu yazıyı yazmaya başlarken filmi 3 dakika önce bitirdiğimi belirtmek isterim.

Filmin teması: Kadınlara yapılan cinsel taciz
Filmin konusu: 3 farklı yaşantıda ki kadının tamamen yaşanmış taciz olaylarıyla karşılaşması ve bunlara karşı tutumları ele alınıyor.

İşin resmiyetini bir yana bırakalım, filmi baya baya beğendiğimi belirtmek isterim. Filmdeki olay örgüsü çok yerinde. Bollywood'un o anlamlı öğretisi vardır ya, işte bu filmde o tadı alıyorsunuz. Tabi müzikal olmadan. Mısır'da ki durumları bilemediğim için film abartıya kaçıyor mu kaçmıyor mu bir fikir yürütemiyorum ama, film beni çok etkiledi. Bir kere bu filmden sonra 'cinsel taciz' vakalarının ülkede daha dikkat çektiği ve 3 yıl sonra 'cinsel taciz'in suç sayıldığı gerçeği var. Filmlerin normal yaşamda bir şeyleri değiştiriyor olması yada normal yaşantının üzerinde etkili olması mükemmel.

Filmde baş roldeki kadın oyuncular o kadar gerçekçi ki oynuyor ki, yaşanan olayları filmin içine girip bir köşeden izliyorsun gibi. Klasik bir tabir bu ama gerçekten öyle. Ayrıca Türkiye'de yaşadığınız için şükür edebilirsiniz. Eminim ki filmdeki çaresizlik ve yaşanan olaylar size bunu yaptıracak.

Filmi yeni bitirmemden  oluşan bir gazla yazdım yazıyı. Film hakkında daha fazla yorum yapmayacağım.Çünkü yorum yaptıkça konuyu anlatıp küfürler edesim geliyor. Müsait olduğunuz bir zamanda izleyin derim.

Kalın sağlıcakla, şükrederek.

Filmi izlemek için tıklayın...

8 Şubat 2013 Cuma

Barışa hizmet, şehide ihanet.















Barışa hizmet, barışa hizmet...

Türkiye'de barış deyince aklımıza ne geliyor:
PKK'nın eylemsizliği mi?
Askerin PKK'nın üzerine gitmemesi mi?

Peki,

İmralı'da ki terörist başıyla görüşmek vatan hainliği mi?

Yoksa bu görüşmeler PKK'ya hizmet mi?

İmralı'da bir bebek katili, teröristlerin başı var.Bu adam yüzlerce sivilin askerin ve kendi adamlarının ölümüne sebep veren kişidir.Bu konuda bir sıkıntımız yok. #1

Ama bu adamla görüşme konusu Türkiye'de birçok kişinin canını sıkıyor.Türkiye'de ki o birçok kişide haklı.Hele de şehid aileleri için bu sıkıntı düşünülemez bile ama ya gerçekten barış olursa?


Bildiğimiz gibi Türkiye'de 1-2 şehid olunca fazla haber olmaz.2-2.5 dakikalık haberlerle geçer gider.Ama 4-5 üstü şehid ses getirir.

Cidden yazarken bile utandım ama bu yazdığım rakamlar insandan oluşuyor.


AKP hükümeti terörle mücadele konusunda yakın zamanda meydana gelen 200 PKK'lı teröristin saldırısıyla şehid olan 24 askerimizden sonra şahsen benim gözümde değerini düşürdü.
Bu saldırı yapıldığında 'açılım ve çeşitleri' devam ediyordu.Yani demek oluyor ki açılımı sürdürüyorsunuz geniş kapsamda.Ama olaylar oluyor sürekli ve hızla.Bu işte bir terslik olduğu o gün belli oldu.Onca şehitten sonra.

Asker PKK'nın sürekli üstüne gitti.Sığınaklarını, depolarını, siyasetçilerini(KCK davaları) ve direk PKK yönetimini o kadar rahatsız etti ki 2012'de TSK'nın açıkladığı bin 558 sayısıyla birlikte terör örgütünün yüzde 25'i etkisiz hale getirilmiş oldu.[1] Bu demek oluyor ki istenildiğinde her şey yapılabiliyor.

Terörist başıda çaresizliği görebiliyor.Onlarca yıl süren olayların nereye kadar gideceğini tahmin bile edemiyor.Kendini düşünüyor.Şuan ki PKK'nın amacından saptığını zikrediyor, sessizce.

''... ya gerçekten barış olursa?''

Binlerce şehid verilmiş, binlerce sivil ölmüş.'Bir daha analar ağlamasın.' klasiği için neler yapılmaz ama dimi.Ben şahsen bunun için İmralı görüşmelerinin yararlı olabileceğini düşünüyorum. #2

Bu görüşmeler her taraf için yararlı olabilir tabi.Hele görüşmeler sonucunda PKK silah bırakırsa görmeyin siz Türkiye'yi.Ama ben Ruşen Çakır gibi düşünüyorum.(bkz.)Yani PKK barışı istese(!) bile onun sponsorları istemeyecektir barışı.

Başka insanların ölmemesi için bu görüşmeler desteklenmeli.MHP'nin hassaslığı hepimizde var ama biz bu sorunun somut adımlarla(silah bıraktırmayla) olabileceğini düşünüyoruz.Yani ben öyle düşünüyorum.Onun içinde görüşmeler PKK'ya hizmet etmekten çok, Türkiye halkının refahı için büyük bir adım olacaktır.

İmralıda ki ile görüşmek vatan hainliği değil; belki de yediremiyoruz kendimize.Buna vatan hainliği diyoruz.

Bu durumu açıklamak gerekirse, bunca şeye sebep olan şerefsizle görüşülür ve ona küçücük bir fayda sağlayan hamle yapılırsa vatana değil de onca şehide ihanet olur mu? Bence tüm düşüncemiz bu.

Kalın sağlıcakla, sabrederek.

_____

#1'de MHP'liyim.
#2'de AKP'liyim.
[1] http://www.haber7.com/guncel/haber/982154-2012de-oldurulen-pkkli-sayisi



1 Şubat 2013 Cuma

Yalnızlık alır götürür.
















Bilgisayarın ve televizyonun olmadığı bir ev.Radyo da yayınlanan bir program ve bir fincan kahve.Bu cümleler çok klasik belki biliyorum.Klasik ve herkesin söylediği şeyleri söylemek beni de üzüyor.Ama gerçek bu.

Biliyorum yalnız kalmak için bazen elden gelen her şeyi yaparsın.

Yani yapmalısın.

Niye mi?
Mesela yaklaşık bir saatlik bir yola gideceksin.Takacaksın kulaklığını; müzikle birlikte hayat amacını, neler yapman gerektiğini, neler yapmaman gerektiğini, dün yada geçenlerde yaşadığın bir olay hakkında aklında kalan soruları, varsa sınavlarını, aileni ve yeri geldiğinde o yolda vatanı kurtarmayı düşüneceksin.Bu düşünceler bazen dertlendirip kedere boğar bazen ise 'Evet artık farklı olacak.' deyip gaza getirir.

''Kalabalığı seviyorum ben, yalnız kalmaktan nefret ediyorum.'' cümlesi ya hep yalnız olanlar için ya düşünmekten korkanlar için ya da boş insanlar içindir.Şahsen ben böyle düşünüyorum.

Düşünsenize o yolda ki yalnızlıkla depreşen filozofa bağlama isteğini ve bağlayışını; hayatın normal seyrinde yapsak klasikleşen yaşantımızda değişimler olmaz mı?

Kısa ve hızlıca.