29 Ocak 2013 Salı

A.K.ı.l. Cumhuriyeti













Cesaret edemediğim her şey aklımda cumhuriyet kurdu.Cumhuriyetin lideri SU 'ydu.

Bakanlar kurulu aklımdaki projelerdi.Dış ve iç işleri bakanlığı tamamen benim kontrolümdeydi.Ama benim aklımdaki cumhuriyet radikal ve baskıcıydı.Lideri çok baskındı.Bakanlar kurulunu lider atamamıştı.Bu da beynimin absürtlüğüydü.

Aklımda ki cumhuriyet eyaletlere ayrılmıştı.Her eyalet beni yani aklımdaki cumhuriyeti ayakta tutuyordu.Aklıma yapılan dış saldırılar cumhuriyette halkı yani düşüncelerimi etkiliyordu.Tabi halkta muhalif kesim var.Bunlar kötü düşünceler.İyi düşünceler yandaşlardı.Muhalefet sürekli 'Sen hiç bir şey yapamazsın, küçük adam olmaktan hiç kurtulamayacaksın.' ve türevlerini söyleyip duruyordu.Öyle bir muhalefetle karşı karşıyaydım ki 'Lider hakkında cesaretsizsin.' diyordu.

Bakanlar kurulu ile lider arasında ki dağlar kadar fark cumhuriyetin gelişmişliğini kötü yönde etkiliyordu.Bir bakan bir gün sert söylemlerde bulunuyordu.Ama lider onu susturmasını biliyordu.

Değişik bir ülke dizaynı içinde olan kafamın milli hasılatı git gide azalıyordu.Ekonomik sorunlar diz boyuydu.Ama ülke rahat, çünkü yeraltı madenleri(baba parası) onları batırmıyordu, zirveye çıkarmıyordu da.

Gel zaman git zaman darbe yapmaya çalışan 'dersler' hiç bir zaman hükümeti deviremedi.Lider ile bakanlar kurulu arasında çokça fark bulunmasına rağmen bakanlar(projeler) lideri öyle bir etkiliyor ki.Bakanların başarısı lidere giden yolda bir dayanak gibiydi.

İç-dış ihracat ve ithalatların süreklilik kazanmasının ardından ilişkisiz bir şekilde lidere duyulan sevgi azalıyordu.Çünkü lider baskıcı ve diktatördü.Kendine ulaşılmaması için elinden geleni yapıyordu.Evet oluyor.Bakanlar(projeler) askerler(dersler) anlaşıyordu.Darbe kaçınılmazdı.Darbeyi yapmak için tüm koşullar hazırlandı.Her an lider düşebilirdi.Yapılan kuyu kazma operasyonlarının hepsini o diktatör hak etmişti.O İç ve Dış İşlerinin kendisine en küçük derecede ulaşmasını bile engellemişti.Çok saçmalayan bir cumhuriyet modelinin sorununun tek çıkar yolu diktatör devrilip halkla iktidarın iç içe bir şekilde yönetilmesi olurdu.Böyle de oldu.O lider düştü.

Lider düştü ama lidersiz bir cumhuriyet kuruldu.Politikaya göre ideolojik bir lider statüsünde olan benim kafamdaki diktatör(!) gidince yeri boş kaldı.Lidersiz bir cumhuriyete en yakın zamanda halkla uyum içinde bir lider gerekiyordu.

Bu arada o diktatör darbe yapılacağını anlayınca kaçmıştı.Hala halkın içerisinde.Bir gün kendi yandaşlarıyla bir yerlerden çıkarsa diye tüm önemler alınmaya başlanmıştı.

Bu arada zamanda akıyor.

O diktatör kendine yaklaşılmasını istediği anda belki de asker, bakanlar korkutucu ama halk hiçe sayılarak İç ve dış işleriyle birlikte diktatör akıllarda kurulmamış bir egemenlik modeli sergileyecekti.

Bu da benim A.K.ı.l. Cumhuriyetim.

26 Ocak 2013 Cumartesi

Bu kalabalıkta milliyetçi olmak?















Türk olmak diye bir video vardı belki hatırlarsınız. ( bkz. http://youtu.be/va1FvqM6CC8 )

Orda da dünyada Türksen ne dertlerin var kısa kısa anlatılmıştı.Ama ya kendi topraklarında TÜRK olmak!

İlk önce milliyetçilik konusuna gelelim.
Milliyetçilik: Kendilerini birleştiren dil, tarih veya kültür bağlarından bir üstyapı oluşturabilmiş sosyal birikimlerin adı olan millet veya ulus olarak tanımlanan bir topluluğun yaşama ve ilerleme ülküsünün toplumların ve insanlığın gelişmesini sağladığına inanan görüştür. (vikipedia)

Yani belli bir ırk veya topluluğun ortak payda içerisinde yaşama arzusu diye çok ama çok kaba tanımını yapabiliriz.

Bu topraklarda milliyetçi olmak Türkçü olmakla karıştırılıyor.Milliyetçilikle Türkçü olmak farklı şeyler.Ülkücülük çok farklı bir şey.Bunları ayırt etmeden önce gün yüzünde olan ülkücülük nedir onu bir konuşalım.

Alpaslan Türkeş'in ilk başta Türkçülük(kafatasçılık değil) ile İslamı birleştirmesiyle başlayan ve sarf ettiği "Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız" sözleri ile devam eden parti hareketinin halk kesmini ifade eden bir ideolojidir.Tam olarak ülkücülük kelimesinin yaygınlaşması Türkeş'in bir parti kongresinde ''Ülkücü Türk gençleri, Bozkurtlarım'' demesiyle başlamıştır.

Aslında wikipedia kaynaklarından edindiğim bilgiler bu kadar yeter.Güncel ülkücülük ideolojisine gelirsek iyi olacak gibi.

Şuanda ülkücü olarak dolaşan bazı arkadaşlar Alpaslan Türkeş'in Türk-İslam düşüncesiyle özleşen ülkücülük ideolojisini hiçe saymaktadır.Türk-İslam'da ki 'Türk' ibaresini kafatasçı olarak uygulayıp, 'İslam' ibaresini ise gözardı etmektedir.

Ülkücülük Nihal Atsız'ın vasiyeti:

'' Yağmur Oğlum; Bugün tam bir buçuk yaşındasın.

Vasiyetnameyi bitirdim kapatıyorum.Sana bir resmimi yadigâr olarak bırakıyorum.

Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol!
Komünizm bize düşman bir meslektir.Bunu iyi belle.Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır.
Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.
Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır.
Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır.
Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içerideki düşmanlarımızdır.

Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.

Tanrı yardımcın olsun... ''

diye bilinen bu cümleler değildir.Milliyetçilikte bu cümlelerden ibaret değil.Belki bu cümleler Türkçüler için geçerli olabilir ki buda Türkiye'de Türkçülük diğer ırkları dışlamak diye bilindiği içindir.

Milliyetçi olmak kafatasçı olmak değildir.Milletini sevmektir.Milletini sevmek diğer milletleri dışlamak da değildir.Peki milletini sevmek nedir?
Belki de genlerimi taşıyan, aynı kültürü ve toprakları paylaştığım insanları sevmektir.Açıkçası pek bir tarif arayışına girmeyeceğim.Belki de tanımını yapamıyorum.Ama insanı insan olarak sevmesini de bilmek gerekiyor.Zaten bunu yapanlar olarak 'kafatasçı' değililiz.

Türkiye ile ilgili güzel bir haber görünce ''İşte bu be! Helal olsun! '' diyebiliyorsak ve verilen şehit haberlerine üzülüyorsak bu milliyetçiliktir ve insani duygu besleme modelidir.
Tabi böyle tepkiler bu topraklarda yaşayan diğer insanlar için de geçerlidir ama bazı hassas noktalar vardır ki bu konularda istisnalar yaşanabilir.

Türkiye'de yaşayan bir Ermeni bir Kürt bir Rum bir Boşnak bir Arnavut hatta bir Türk, Türkiye olarak bu devletin kötülüğünü istiyor veya bir kin besliyorsa bunları dışlamak en büyük amaç olmalıdır.

Peygamberimiz:

"Arabın Acem'e, Acem'in Arab'a bir üstünlüğü yoktur. Beyazın siyaha, siyahında beyaza bir üstünlüğü yoktur.Üstünlük sadece takva iledir.Hepiniz Ademdensiniz,Adem ise topraktandır." (Hz.Muhammed (a.s) Veda Hutbesi)

demiştir ama bizim milliyetçiliğimiz kafatasçılık olmayana kadar bir sorun teşkil etmez.

Çok daldan dala geldiğimin farkındayım.Ama bazı şeyleri kelimeye dökemiyorsun.
Milletini sevmek(milliyetçilik) de böyle bir şey olsa gerek.Kelimeler bu kadar dökebildim.
Kim bilir belki milliyetçilik bu toprakları sevmektir.

Kelimelere dökemiyorsan neden yazıyorsun derseniz amaç zaten içini dökmek değil mi?

Kalın sağlıcakla, sabrederek.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Eleştirildikçe, eleştirilmez olursun!


Son zamanlarda olan olaylar karşısında farklı tavırlar takınmaya başladım.En son RedHack belgeleriyle kafamda ki düşünce netleşti.
''Eleştirildikçe, eleştirilmez olursun!''A.K

Tamamen yukarıda ki söze katılıyorum.Hatırladığım bazı olaylar ve sonuçları sözü doğruyor.

Dengir Mir Fırat vs Kemal Kılıçdaroğlu düellosu.Bu düello:
-Dengir Mir Fırat'ın ortağı olduğu şirket hayali ihracat yapmış mıdır?
-Dengir Mir Fırat'ın şirketinin araçları uyuşturucu kaçakçılığı yapmış mıdır?

iddaaları karşılıklı olarak tartışıldı.Moderatörde Uğur Dündar'dı.Bu tartışmada hatırladığım kadarıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun haklılık payı daha yüksekti.Ama net bir şey belli değildi.Bunların üzerine tartışmalar bittiğinden 1-2 ay sonra Dengir Mir Fırat(AKP eski Genel Başkan Yardımcısı) istifa etti.Şirketi tamamen temizlikten geçirdi.

Genellikle yolsuzluk iddaaları gerçek olsun yada olmasın halk tarafından bilinirse yani haberi yapılırsa yolsuzluğu yapanlar en azından suçlananlar tarafından bir çekince oluşur.Tabi bu yüzsüz ve şerefsiz olanlar için geçerli değil.

Son olarak RedHack'in açıkladığı belgeler var.Üniversitelerde ve YÖK içerisindeki yolsuzluk/haksızlıklar hakkında.Redhack sürekli devlet dairelerinin resmi sitelerine saldırarak eylemde bulunuyor.Bunların belli bir kısmı desteklenebilir.Ama işin cıvığını çıkardığı da oluyor.

Neyse konudan sapmayarak saldırılar karşısında devlet dairelerinin resmi sitelerindeki binlerce önemli belgeye bir grup tarafından kolayca ulaşılabildiği görününce TSK, bünyesince Siber Savunma Merkezi Başkanlığı kurulduğunu açıkladı.Demek oluyor ki eksiklikler yüzüstüne çıkartıldıkca bunları telafi edebilmek için elden gelen herşey yapılıyor.

Birde belgelerde 480 bin TL'ye rektöre makam aracı alındığı belirtiliyor.Bu haberinde medyada konuşulması üzerine Cüneyt Özdemir'in programına katılan o rektör Feyzi Bingöl:
 ''Belki almayabilirdik doğrudur ama o zaman düşünemedik ve bu aracı belki bir düşüncesizlik nedeniyle kabul etmiş olduk ama yani herhangi bir harcama yapılmamıştır.'' diyerek işi abartıklarını çaresiz bir şekilde söylüyor.
Bunların sonucunda YÖK'ten rektörlere ''Ucuz araba kullanın.'' uyarısı geliyor.

Konuyu kapatırken Redhack saldırıları sonrasında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ''Önemli olan saldırılara karşı önlem almak'' diyerek yolsuzluk iddaalarını konuşturmuyor bile.Evet böyle insanlarda çıkıp, tüm yazının temasını altüst edebiliyor :)

Not:
Aslında konuya böyle örneklerle başlamayacaktım.Ne zaman bir konu üzerinde yazmaya kalksam hep önceden aklıma gelen örnekleri unutuyorum.Aklıma gelen örnekler 7-8 iken yazı yazmaya başlayınca bu örnekler 1-2'ye düşüyor. bkz: Bu yazı.


http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=134530
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/bakan-yildirimdan-redhack-aciklamasi-yolsuzluga-degil-hacke-onlem-alacagiz-haberi
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/yokten-rektorlere-redhack-ayari-ucuz-araba-kullanin-haberi-66341
http://www.youtube.com/watch?v=q6rF7Atw2Mc

19 Ocak 2013 Cumartesi

Sakıp Sabancı'dan Başarı Tavsiyeleri



Facebook'ta gezinirken abonesi olduğum sayfalardan birinde bu yazıyı gördüm.İlk 3 maddeyi okur okumaz zaten direk blog sayfama koyayım dedim.Bence Sakıp amcamız bu işin piri.

SAKIP SABANCI'DAN BAŞARI ÖĞÜTLERİ

1- Hedefinizi belirleyin
2- Ayran gönüllü olmayın
3- Zigzak yapmayın
4- Güçlük ile başarısızlığı birbirinden ayırın
5- Cepheyi daraltın, dar cepheden hücuma geçin
6- Geçmişe bağlanmayın, ancak ders alın
7- Ustanın yanında çırak olun, işi öğrenin
8- Tek adam olma devrini kapatın
9- Shov yapmayın
10- Başarıya ulaşanları inceleyin
11- Kendi çalışacağınız takımı kurun
12- Çekirdek kadroyu kaçırmayın
13- Başarıyı para ile mükafatlandırın
14- Adam yetiştirin ve takımınızı koruyun
15- Masada oturan yönetici olmayın
16- Takım arkadaşlarınıza saygı duyun
17- Çağdaş imkanlardan yararlanın
18- Bilgili olun, bilgi değişimini izleyin
19- En iyilerle çalışın
20- Parayı sevin
21- Ucuz adam olmayın
22- Ailenizle işinizi ayırmayı asla ihmal etmeyin
23- Kendi başınıza filizlenin
24- Yaşınızı işinize bulaştırmayın
25- Risk almaktan korkmayın
26- İşinize politika karıştırmayın
27- Devletle ticaret yapmayın
28- Başarıyı paylaşmayı bilin
29- Verginizi ödeyin
30- Topluma karşı saygılı olun
31- Adınızı temiz tutun
32- Daima güvenilir olun
33- Dünyada yalnız siz yoksunuz, başkaları da var
34- Yağcı olmayın, yağcılardan uzak durun
35- Hırçın olmayın
36- Başarıyı üstün güç olarak kullanmayın
37- Dinlenmeyi bilin
38- Küçük çevrenin içine kendinizi mahkum etmeyin
39- Rakiplerinizle dost olun
40- Farklı fikirleri ve kişileri dinleyin
41- Başarınızı, paranızı ve şöhretinizi taşımayı bilin
42- Başkalarını dinlemeyi bilin
43- Ayağınızı yorganınıza göre uzatın
44- Birçok işi aynı anda yapmayın
45- Özgün olun
46- Geçmişle vedalaşın
47- Yaşayarak ölün, yaşamadan ölmeyin
48- Bir numara olun
49- Değişen şartlara uyun
50- Arkanızda eser bırakmak için mücadele edin

15 Ocak 2013 Salı

Leyla ile Mecnun 80. Bölümden

Melis Birkan'ın gelmesiyle LM izleyicileri olan bizler diziden biraz soğuduk.En azından ben soğudum.

Geçenlerde en son LM'de 71. bölümde kaldığımı fark ettim.Dedim tekrardan yeni bölümleri yakalayayım.Sonra başladım izlemeye.3-4 günde yetişdim.Ama bir 80. bölüm vardı ki tüyleri ürperten, gözlerin dolmasına neden olan bir bölüm.Bana olmuştur bu belki ama Erdal Bakkal'ın Kaan'la olan o sahnesi beni benden aldı.

Zaten aşağıdaki Erdal Bakkal fotoğrafı o sahneden.İsmail Abi'nin fotoğraf zaten bambaşka.


11 Ocak 2013 Cuma

Türkiye'nin yer(siz)altı madeni



Türkiye'nin toryum madeninin rezerv miktarında dünyada ilk 5'teyiz.
''Türkiye'de yeraltında 120 trilyon dolarlık toryum olduğu iddaa ediliyor.''

Ama toryumu kullanmayı düşünme çabasına bile girmiyoruz.Okuduğum habere göre Çin 350 milyon dolar ve 100 küsür profesörle Ar-Ge çalışması yaparak toryumdan enerji üretmek için bütçe ayırmış.

''İlk 5'te olan bir ülke isek neden bu çalışmalara bizde başlamıyoruz?'' 

Haberde Türkiye'yi de şanslı ilan etmiş.Hani onlar yapacak biz onlardan sistemi satın alacağız.Anlayamıyorum Çin'de ki rezervde çok yüksek ama neden bazı şeylere muhtaç kalmak için bekleniyor.Bu olayla aynı şekilde cereyan eden Türkiye'de ki bor mevzusu da aynı. (Türkiye: 644.000 ton - AB devletleri:105.000 ton rezerv var.

Borda bildiğim kadarıyla dünyada birinciyiz.Ama yine onu kullanma çabası çok az.Belki yeraltı madenlerini kullanabilirsek bir Arap ülkeleri gibi değil de, hem üretip hem işletecek şekilde yaparsak o zaman ekonomide tutmasınlar Erdoğan'ı.

Aslında çok uzatmaya gerek yok.Çünkü bunu yazarken bile aklım Türkiye'nin klasiği olan ''Dibimizde Irak'ta İran'da petrol çıkıyor da, bizde mi yok!'' cümlesine ve türevlerine gidiyor.

Tam bu yazıyı yazarken aynı haber sitesinde Bursa'da 900 yıl yetecek 105 milyar dolarlık mermer rezerv bulunduğu haberini okudum.Tabi bu olaya bir de Bursa'da okuyor olmamda ki manevi hissiyatta girince mutlu oluyor insan.

Kaynak:
http://ekonomi.haber7.com/dunya-ekonomisi/haber/975298-turkiyenin-120-trilyon-dolarlik-yer-alti-zengiligi
http://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/975905-105-milyar-dolarlik-rezerv-bulundu
http://80.251.40.59/eng.ankara.edu.tr/kavusan/borpage/dunrez.html

10 Ocak 2013 Perşembe

1 Ocak 2013 Salı

10 9 8... 3 2 1.


Ağlayıp sızlayarak geçen bir sene.
Sürekli düşünüp belki de boş geçen bir sene.
Koca 3 aylık tatilin bekleyişle geçtiği bir sene.
Küs kaldığım kişilerle barıştığım bir sene.
Ömrüm boyunca ki en iyi sohbetlerin geçtiğin bir sene.
Başarı dedikleri şeyin ne olduğunu öğrendiğim bir sene.
Hayal kurmanın uygulama dışı kaldığı bir sene.
Hayata atılmaya başlayabilme cesaretini gösterdiğim bir sene.
Neyin ne olduğunu öğrendiğimi düşündüğüm bir sene.
Çabalama gayretini gösterebildiğim bir sene.
Tamamen vicdan muhasebesi yaparak geçen bir sene.
10 9 8... 3 2 1 diye heyecanlandığım sene.
...
2012

Üstteki fotoğraf başarı merdivenleri olacağını farz edecekmişşiz.Hep o merdivendeyim aslında ama o merdiven sanki Oahu merdivenleri.Bitmiyor.
Belli bu son örnek kötü olmadı ama kendimi betimlemek istetim.Neyse.

10 9 8... 3 2 1 şeklinde girmediğim 2013'te, bakalım neler olacak diyelim.

Kalayım sağlıcakla.