1 Şubat 2013 Cuma

Yalnızlık alır götürür.
















Bilgisayarın ve televizyonun olmadığı bir ev.Radyo da yayınlanan bir program ve bir fincan kahve.Bu cümleler çok klasik belki biliyorum.Klasik ve herkesin söylediği şeyleri söylemek beni de üzüyor.Ama gerçek bu.

Biliyorum yalnız kalmak için bazen elden gelen her şeyi yaparsın.

Yani yapmalısın.

Niye mi?
Mesela yaklaşık bir saatlik bir yola gideceksin.Takacaksın kulaklığını; müzikle birlikte hayat amacını, neler yapman gerektiğini, neler yapmaman gerektiğini, dün yada geçenlerde yaşadığın bir olay hakkında aklında kalan soruları, varsa sınavlarını, aileni ve yeri geldiğinde o yolda vatanı kurtarmayı düşüneceksin.Bu düşünceler bazen dertlendirip kedere boğar bazen ise 'Evet artık farklı olacak.' deyip gaza getirir.

''Kalabalığı seviyorum ben, yalnız kalmaktan nefret ediyorum.'' cümlesi ya hep yalnız olanlar için ya düşünmekten korkanlar için ya da boş insanlar içindir.Şahsen ben böyle düşünüyorum.

Düşünsenize o yolda ki yalnızlıkla depreşen filozofa bağlama isteğini ve bağlayışını; hayatın normal seyrinde yapsak klasikleşen yaşantımızda değişimler olmaz mı?

Kısa ve hızlıca.