30 Ağustos 2012 Perşembe

Bu Bayram Halkın mı yoksa Liderin mi Zaferi?


30 Ağustos 
Zafer Bayramınızı kutlarım.
Hızla ve hınçla konuya giriyorum.
Ne yaptınız sanki bugün, klavye başında vatansever olmaktan başka.
Kaçımız biliyor bugün ne oldu da Zafer Bayramı dendi.
Açıkçası beni Zafer ve Düşmanların ülkeden def edilmesi ilgilendiriyor.
Şimdi niye mi böyle diyorum?
Cumhuriyeti kuran, ülke de düşmana karşı savaşan; kim olursa olsun takdir etmek gerekiyor.
Cumhuriyetçiler İslamcıların emperyalist ülkelere karşı savaşmadığını söyler.
İslamcılar da Cumhuriyeti beğenmez.
Beğenmediğinden dolayı Atatürk'e çamur atıyorlar yada eleştiriyorlar.Onu ben bilemem.
Peki ''Cumhuriyetçiler neden İslamcıları sevmez.''
Osmanlıdan ötürü.Bu kadar.
Bir de yapılan inkılaplara karşı ayaklanmalar yarattığı için yada direk gerikafalı(!) olduklarını düşündükleri için.
bla bla bla diye de gidebilir tabi.Neden mi yok sanki?

Resmi bayramları Cumhuriyetçiler sabırsızlıkla mı bekliyor peki?
Gelse de bir Zafer Bayramı Atatürk'ü ansak.
Savaş belgesellerini izlesek.
Bayrakları çıkarsak.
Nutuk kitabını alıp ta okusak.
Ya da Anıtkabir'e ziyarete gitsek.
Pehhh..

Yapılan aslında kısa ve öz:
Evde tatilin tadını çıkarmak.

Hep konuşurlar ama böyle olur.

***

En önem verdiğim resmi bayramdır benim Zafer Bayramı.
Zafer Bayramı tüm düşmanın ülkeden def edilmesidir benim için.
Hepsinin anasıdır.

Bir de sadece Kafkasya ve Çanakkale cephesi mi vardı bizde?
Yoksa bu da mı -sadece lider- uğruna bu hale geldi.
Hicaz cephesi, Filistin cephesi, Irak cephesi, Avrupada ki cepheler..
Buraları tarih kitapları kısa ve sadece Atatürk'ün orada ki olaylarıyla anlatıyor.
Ben bunu istemiyorum işte.

Atatürk mükemmel bir asker bana göre.Kıvrak zekası dehşet verici.
Trablusgarp olayı beni çok etkilemiştir mesela.
Ama ben Atatürk'ün yaptığı savaşları ve kahramanlıkları bildiğim kadar bir Kazım Karabekir'i, Filistin cephesi komutanı Cemal Paşa'yı, bunları da bilip onları da yad etmek isterim.
Tüm yurttaşlar olarak bunu isterim.
Devletin bunu yapmasını da beklerim.

Bu -sadece lider- saçmalığını günümüze uyarlarsak.
Bir 'Adalet ve Kalkınma Partisi' diye bir parti var.
Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan.
320 küsür milletvekili var.21 tane de bakanlık.Ama övgüsünden yergisine kadar her şey Erdoğan'a.

-Liderlerin egemeliğinde bir topluluk- olmamasını herkes ister belki; ama mecburuz herhalde.
Taaa.. Osmanlıdan.
Ne Osmanlısı eski Türk Devletlerinden bu zamana kadar çark hep böyle dönmüş.

İşte anlatmak istediğim bu.
30 Ağustos Zafer Bayramı ''Halkın mı yoksa Liderin mi Zaferi?''

28 Ağustos 2012 Salı

İstekler ve Sonuçları

Beklentiler ve sonuçları hakkında bir ağlayış sergilemek istemiştim.Kendi yazdığımdan ibret aldım.Yazıya aşağıdaki metinle başladım ve bitirdim.Kısa ve öz oldu.İbrette tam anlamıyla alındı.

Hiç bir şey beklendiği gibi gitmez.

Hep bir şeyler isteriz.Şuraya gideceğiz sonra ordan bunu alacağız sonra böyle yapacağız sonra sonra sonra... Ama olmaz.Olanları da es geçeriz.

Hep böyle olmadı mı sizde de?

Mehmet Ali Birand Son Darbe: 28 ŞUBAT Belgeseli



SON DARBE : 28 ŞUBAT Belgeseli (M.A.BİRAND) Gerçekten Birand mükemmel anlatmış.Ben TV'de ilk 3 bölümü kaçırmıştım ama youtube sağolsun.Her bölümü tek parça olarak izledim Her link tek bölüm.Hani ''Bunu niye koydun, sanki bulamıyoruz.'' diyenler olabilir.
Onlar hep var olsunlar.

Bölüm 1: http://bit.ly/28subat1
Bölüm 2: http://bit.ly/28subat2
Bölüm 3: http://bit.ly/28subat3
Bölüm 4: http://bit.ly/28subat4
Bölüm 5: http://bit.ly/28subat5
Bölüm 6: http://bit.ly/QQlw6l
Bölüm 7: http://bit.ly/RIqa7R
Bölüm 8: http://bit.ly/RIqjZ1
Bölüm 9: http://bit.ly/QQlPOs
Bölüm 10: http://bit.ly/OaNtUd
Bölüm 11: http://bit.ly/TrRrK7
Bölüm 12: http://bit.ly/OftbvF

Bildiğin Gibi Değil: 90'larda Güneydoğuda Çocuk Olmak

90'larda Güneydoğu'da Çocuk Olmak
(Kısaca kitap analizi)
 Kitabın Kapağı

Ben bu kitabı okumak isteyenler için bir farklılık oluşturdum.Kabataslak basit bir şekilde:

Ülkücü biri bu kitabı eline alır okursa tabuları yıkılmaz ama tabularda oynama olabilir.

Demokrat ve özgürlükçüler okursa etkilenmesi ve oradaki olayları kavramasıyla bakış açısı değişebilir.

BDP ve PKK yanlısı yada sempatizanı bu kitabı okursa direk dağa çıkar, NET!

NOT: Beyni yıkanmış adam okursa bu kitabı boş sayfaya bakmak gibi hiç gelir.

Ama şu da bir gerçek ki kitapta röportaj yapılan kişiler hep aynı zihniyette.Hizbullah'ı sürekli yeren, PKK sempatizanları.Kesinlikle direk yafta koymak istemezdim ama durum bu.

Çok büyük mantık hataları yakalarsınız zaten ama direk hatırlamıyorum açıkcası.Okumanızı tavsiye ederim.Çünkü orada olan olayları biz metropolde yaşayanlar olarak TV yoluyla biliyoruz.

Kitapta evler basılıp işkenceler yapılıyordu sivillere.Sokakta analar babalar öldürülüyor.Birde şu gerçek var ki PKK ve PKK'lıların sivil evlerden eylemlere geçtikleri oluyor.Sivil insanları kendilerine siper ediyorlar.Askerin şuan(2012) itibariyle direk sivil adreslere saldırma durumu kalmadı.Ama 90'lar dönemi çok sert geçen olaylar akabinde kötü sonuçlar doğurmuş.Askerler sert müdehaleler yapmış.Birde şöyle düşünün sürekli silah arkadaşlarınız ölüyor.Oradaki bazı halktan kişiler de PKK'ya destek veriyor.Onları evinde saklıyor.''Siz bilinçli hareket edebilir miydiniz sanki?'' demeyeceğim ama hiçbir olayı tek taraflı değerlendirmemek gerekiyor.Asker insanları katletmiş bunun lami cimi olmaz, özürler dilenmeli, faili meçhuller için uygulamaya geçilmeli ama, dediğim gibi bunları isterken PKK'nın yaptıkları görmezden gelinmemeli.

Askeri savunuyor gibi görünüyor olabilirim ama empati kurmak ve o zaman ki dönemin durumuyla yorumlamak hepimiz için daha mantıklı olacaktır.Ek olarak da yeni milliyetçi kürt nesil yetişmesinde 90'larda ki bu olaylar ve 80'lerde Diyarbakır Cezaevi olayları büyük etken diye düşünüyorum.

(BDP ve PKK yanlısı yada sempatizanı bu kitabı okursa direk dağa çıkar, NET! dememin sebebi kitapta müthiş derecede PKK sempatizanlığının olduğu ve Kürtlere yapılan işkencelerden etkilenilmesidir.)

26 Ağustos 2012 Pazar

Boş ta ne boş?

Boş ta ne boş? Hayatın anlamsızlaştığını düşünmek.Anlamsız hayatın anlamını aramak.

Üniversite okumak isteyen adam için,üniversite bitişiyle belli olur;boş insan statüsüsü.

Peki ben niye boş yaşadığımı düşünüyorum.Kendi kendimi göt etmek istiyorum hemen.

 Zorlu bir sınav maratonu demicem çünkü o kalıp yanlış.Zorlu bir vicdan muhasebesi olacak o.İşte o muhasebe,1 sene belki de 1.5 sene sürdü.Yaz-kış,efkar-sevinç her yerde sağ-sol meleklerimiz gibi yada peşimizi bırakmayan şeytanımız gibi gölgemiz oldu.Düşünsene toplanmışsın eskisi gibi 8-9 kişi gülüyorsun falan ama yok köşeye geçince vicdanınla baş başasın.Bir konu oluyor efkarın doruklarındasın ama diyorsun ki ”Şu sınavlar bitsin,üniversiteye bir gidim o zaman görecek o” yada ”o zaman ben yapacağımı biliyorum.” Uzatmayacağım çünkü öyle geçti bu vakit.

 Şimdi yaz.Sıcak kavurucu.Mal mal dükkana gidiyorum sabahtan açıyorum dükkanı.Çok sıkılmıyorum da.Yalan olmasın.Arap,İngiliz,Rus,Alman her türlü insan.Makara kukara.Bu faslın beni doyurması gerekiyor ama ben hala üniversite tercihler,sonuçlar v.s olmadan boş insan olduğumu düşünüyorum.Çünkü öyle psikolojik bir sene geçirmişşim ki kafama boş insan modunu takmassam vicdanım çok tembelleşecek.Öyle düşünüyorum.Vicdanımı bir de farklı konularla meşgul etme gereksinimi duydum herhalde.Muhabbetlerimiz değişti kısa sürede.1 ayda konuştuğumuz konular öyle bir değişti ki dağın eteklerindeyken zirvesinin hayallerini konuşarak or...u ettik.Zirveleri düşünen boş adam olmaz herhalde diyede içimden geçirmiyor değilim.

Velhasılkelam,zirveye bir gün çıkarsak o or...u bir daha masamıza gelirmi ki?

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Kemal Kılıçdaroğlu Nasıl Bir Çelişkidir.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''Ya Esad silahları kimyasallar dahil PKK'ya verirse'' demiyor da ''Suriyeli muhaliflere verilen silahlar ya PKK'nın eline geçerse'' diyor.

 Sizce bu nasıl bir mantık.Ben hala Kılıçdaroğlu'nun Baas rejimini desteklemesinde ki amacı anlamış değilim.Sadece iktidara karşı gelmek hani 'muhalefet' yapmak için katliam yapan bir yönetim desteklenmez ki.Ayrıca CHP'nin 'muhalefet'i niye böyle saçma sapan konularda boy göstermeye başlar.


 Şüphesiz, Deniz Baykal Kılıçdaroğlu'na göre daha kaliteli ve kararlı bir adammış.Baykal sadece CHP'nin fikirleriyle oy peşine koşuyordu.Ama Kılıçdaroğlu:

 Çatışmalar haddinden fazla iken PKK medyasına uyarak ''Şemdinli'de neler oluyor? Oraya gideceğiz.'' diyen Alevi derneklerine cemevi konusunda açık destek veren oradan gidip tarikatlarla görüşen sonra oraya-buraya-şuraya her yere çekirge gibi zıplayan ama klasiği unutan(çekirge bir zıplar,iki zıplar,üçüncü de...) ne yaptığını bilmeyen bir tavır içerisinde CHP Genel Başkanlığı görevini yapıyor. CHP'yi sevmeyen birey olarak mutluyum.Ama böyle bir genel başkan atamızın partisine(!) de yakışmıyor kanaatindeyim.

Tekrar Blogspot'tayım.

Ocak 2012'de bu adresi almadan önce ortadaydım açıkcası.Blogspot'u açtım.Sonra hemen sıkılıp tumblr'a geçtim.Orda uzun süre takıldım(7-8 ay) ve hala da tumblr'da kayıt yazıyorum.Daldan dala derken bir de devletbaytari.com domain adresini alıp siyasi forum sitesi kurdum.1 hafta sonra ondan da sıkıldım.Çünkü eskiden olduğu gibi artık tüm vaktimi siteyi doldurmakla harcayamıyordum.Vaktime acıyordum açıkcası.
Sonra blog tarzı ile kamufle etmeye çalıştım.'CIK' yine olmadı.
Ben direk yüzlerce tekil ziyaretçi bekliyorum siteye.Artık böyle şeylerden de para kazanılmıyor.Bunu idrak edebiliyorum.
Neyse sonra dedim ki devletbaytari'ni kişisel blog adresine çevireyim.Sonra o da olmadı siyasi belgesel sitesine çevireyim dedim.Yok olmuyor.
İşte bu iğrenç hikaye beni 9 ay sonra blogspot'a gelmeme neden oldu.Çok hayalperest değilim bu düşünceleri geçin.Ama çok 'lale'yim bunun farkındayım.